İzmir Büyükşehir Belediyesi

Maukie

Bir de bunlar var!

Susam Sokağı Jenerik Müziği, Edi ile Büdü ve diğerleri

* * *

"Gün güneşli, insanlar neşeli

Sen de gel oyna, Susam Sokağı'nda

Dostluk ve sevgi sarıyor her yeri
Gel katıl bize, el elele

 

Sev dünyayı, açılır her kapı
İşte Susam Sokağı...

Sev dünyayı, açılır her kapı
İşte Susam Sokağı..."

...

Ah, ah.. Yarayı deşmek benim yaptığım ama yazacağım işte. Siz de bakın kendi çarenize... Ne güzeldi Susam Sokağı'nı seyrettiğimiz zamanlar, dizilirdik televizyonun önüne. Şemsiyeleri döndürüp SUSAM SOKAĞI yazdıran o çocuklardan biri olmak isterdim ben, sonra  o at ne alakaydı ama koştururdu işte... Çocuklar da koştururdu, Kırpık sepetin içinde hep. Minik Kuş gene çocukları eğlendiriyor.

 

Bu sadece jenerik müziği tabi, daha neler vardı neler...

 

Kurabiye Canavarı'na bayılırdım, ona özenip az mı kurabiye dökmedik yerlere, her yere. Döke saça yerdi, aslında yediğini sanırdı o kurabiyeleri, ziyan olurdu hepsi.

Manyaktı o. :)) 

 

Edi ile Büdü, işte durayım burda. "Hastasıyım" denir ya, özellikle Edi'ye bayılırdım, ikisi de komiklerdi çok. Türkçe bölümlerini henüz eklememişler bir yere, olsa da izlesek yine.

 

Bu da çok komik bölümlerden biri, arada geçen diyalogları biraz özetleyerek çevireyim...

 

Edi gecenin bir vakti elinde kurabiye tabağıyla yatağına oturur ve ağzını şapırdata şapırdata kurabiyeleri yemeye başlar. Büdü Edi'nin sesinden rahatsız olarak uyanır ve ona ne yaptığını sorar.

(Olaylar gelişir...)

Büdü: O kurabiyelerle yatakta ne yapıyorsun Edi?

Edi: Karnım acıktı, ben de birşeyler yemek istedim.

Büdü: Edi, yatağındayken kurabiye yememelisin.

Edi: Neden?

Büdü: Yersen çarşafına kırıntı dökülür ve kırıntılar pijamandan içeri girer.

Edi: Sahi mi?

Büdü: Kırıntılar pijamandan içeri girerse de kaşıntı olursun.

Edi: Kaşıntı olmak istemiyorum...

Büdü: Kaşıntı olursan uyuyamazsın, bu yüzden yatağında kurabiye yememelisin.

Edi Büdü'nün söylediklerini sırasıyla tekrarlar. Onu haklı bulur ve teşekkür edip Büdü'nün yanına doğru ilerlerken ekler: "Bir daha asla yatağımda kurabiye yemeyeceğim." Büdü iyi, (aman) ne güzel ve iyi geceler dedikten sonra Edi Büdü'nün yatağına oturur. 

Büdü: Edi, ne yapıyorsun?

Edi: Senin yatağında kurabiye yiyorum Büdü.

Büdü artık kafasını duvarlara mı vurmalıydı, yastıkla yetiniyor garibim.

 

Zaten Büdü o birleşik kaşlarından olsa gerek hep talihsizleri oynardı, sanki... :)))

 

Daha Kurbağa Kermit'i anlatacaktım fakat süremiz kısıtlı. Belki daha sonra anlatırım.

 

Hatta "Arada kaldım"dan bahsedecektim, "aradaaa kaaaldııım, tam arada..." diye giderdi bu. Onu da sonra anlatırım.

 

"Hepsi benim!" (Benim hiç yok...)

 

"En sevdiğim sayı altıııı..."

...

(İsterseniz benim yerime siz anlatın) :)

 

Şimdi düşündüm de ne kadar şanslıymışız, Susam Sokağı'nı izleyerek büyüyen bizler;

ve şimdiki nesil ne kadar şanssız, böyle elle tutulur, günü gününe izleyebilecekleri, hem eğitici hem eğlenceli, hem komik, hem öğretici olmayı başarabilen bir programları bile yok.

 

Sabah programlarında kavga ve gürültüyü izleyebilirler ancak. Akşamları da boş televizyon kanallarının "sıçık" magazinel haber bültenlerini.

...

 

İstek: Buradan TRT yetkilerine sesleniyorum, (belki sesimi duymuyorsunuz ama ben gene de sesleniyorum) Susam Sokağı'mızı geri verin, yeni bölümleri çekmiyorsanız bile eskilerini izletin, izlettirin.

Biliyorum artık eskisi gibi olmaz fakat "özledik", "çok özledik"...

Yorum Yaz
-->