Kendi alanımla ilgili bir konu bu özellikle buraya da taşımayı uygun buluyorum.. Şu an gündemde tazeliğini koruyan bir mesele bu... Konuyla ilgili birçok tartışmalar çıkmaya başladı hatta tartışmalar yeniden alevlendi diyebiliriz.. Daha önceki gibi bir taraftakiler nükleer enerji santrallerinin kurulmasına kesinlikle karşı çıkarken öbür taraftakiler bunun son derece gerekli olduğunu, bütün enerji açığımızın giderileceğini ve de bunun yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyorlar.. Karşı çıkanlar söyledikleri gibi herhangi bir enerji açığımızın olmadığını ve bu santrallerin kurulum maliyetlerinin de yüksek olduğunu, ayrıca atıkların doğal çevreye oldukça büyük zararlar vereceğini savunuyorlar. Geçmişte yaşanan facialar örnek gösteriliyor bunun için, Çernobil'de olduğu gibi.. O radyasyonlu çay-fındık dönemleri gelsin aklımıza.. Sakat kalan hatta ölen insanlar.. İlkokulda dersin ortasında karton kutuların içinde paket paket fındık servisi yapıldığı geldi aklıma şimdi.. (Benim kuşaktan olanlar ve öncesindekiler hatırlar mutlaka..) Kurulmasının gerekli olduğunu savunanlar da maliyetin sanıldığı kadar yüksek olmadığını düşünüyorlar, hatta oldukça güvenilir olduğunu da düşünenler var nükleer enerji santrallerinin.. O zamandan bu zamana çok şey değişti belki de dayandıkları gerekçeleri olanlara saygı duyarım sadece..
Şimdi durumu bu kadar özetleyebildim.. Bence nükleer santrallerden elektrik enerjisi üretmek her ne kadar cazip ve de kolay gözükse de kullanılabilecek diğer kaynaklarımız varken bunun ikinci planda tutmalıyız, bu da benim düşüncem.. Diğer kaynaklarda son noktaya geldik son çare bu demesinler diye düşünüyorum.. Hidroelektrik santrallere daha fazla önem verilip enerji verimliliği arttırılabilir ilk önce..
Örnek olarak haberin TGRT'de yayınlanmış bir şekli:
...
"Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan doğalgaz krizinden sonra son günlerde yaşanan yoğun kış şartları, "enerjide doğalgaza bağımlılığı" yeniden tartışma konusu yaptı..Enerji kaynakları tartışılınca gündemin ilk maddesi de haliyle "nükeer enerji santralleri" oldu..
Enerjide dışa bağımlılığını aşmak isteyen Türkiye'nin "nükleer yatırım strateji ve hedefleri" yoğun kış şartlarıyla birlikte yeniden gündeme geldi.. Petrol ve doğalgaz merkezli enerji mücadelesinin coğrafî olarak kalbinde yer alan Türkiye, AK Parti iktidarıyla birlikte aldığı nükleer enerji yatırım kararı konusunda son virajı dönmek üzere. Dünyada 50 yıl önce nükleer enerji konusunda çalışmaya başlayan ilk ülkeler arasında bulunmasına rağmen nükleer santral ihaleleri üç kez başarısızlıkla sonuçlanan Türkiye, dördüncü ihalenin yöntem ve takvimini bu yılın birinci çeyreğinde açıklayacak. Yıllarca sürüncemede kalan nükleer enerjide yatırım kararları uygulamaya geçerse, Türkiye 2015'te elektrik enerjisinin yüzde 7'sinden fazlasını nükleer santrallar vasıtasıyla elde edecek. 2030 enerji ihtiyacı tahminlerine göre dünya enerji talebi yüzde 50-60 artarken, Türkiye'nin yüzde 160 artacak. Bu da doğalgaz ve petrol açısından enerjide dışa bağımlılığın yüzde 80'lere ulaşacağı anlamına geliyor. 2012'de reaktörlerini elektrik enerjisi üretir hale getirmek isteyen Türkiye'nin enerji koridorlarında yeni yılın en hareketli gündemini nükleer enerji ile ilgili konular oluşturacak gibi görünüyor. Enerji Bakanlığı, Atom Enerjisi Kurumu, Elektrik Üretim Anonim Şirketi, Elektrik İletim Anonim Şirketi ve Maden Tetkik Arama genel müdürlüğü'nün bir yıldır bu konu üzerinde çalıştığı biliniyor.."
...
Onaylayan ve karşı çıkan görüşlerin bulunduğu ya da kaynak niteliği taşıyabilecek sanal ortamdaki bazı sayfaların linklerini taraflı-tarafsız ayırmadan sıralamak istiyorum şimdi de:
Başka bir bültende de nükleer santral(ler) kurulmazsa 2008'den itibaren elektrik kesintileri, karanlıkta kalmamız ve türlü enerji sıkıntıları kapıda gözüktüğü de söylendi bu arada... Son olarak diyeceğim şudur ki ben esas açığın büyük bir kısmının ülkemizdeki kaçak elektrik kullanımından olduğunu düşünüyorum.. Bu da bir polemik konusu oldu şimdi.. Kim benimle polemiğe girecek?.. Umarım birşeyler düşünen arkadaşlar(ım) vardır bu konularda..
Enerjiniz ve de elektriğiniz bol olsun efendim iyi haftalar dilerim...
ALLAH hepinizden razı olsun , ben bu konu hakında çok geniş bir bilgi birikimine sahipdeğilim.Doğrusu değildim.Yarın sınıfta bukonu ile ilgili münazra yapıcaz ama ben bu konu hakkında pek bilgi sahibi olmadığım için nükleer enerji gerelidir fikrini savunucam.Ama şimdi den pes ettim gerçekten nükleer enerji santrali kuran bütün ülkeler kurduklrı santralleri bir bir söküyolar, doğaya ve insanlara verilen zararlarda cabası.Bi ara ülkede kurulmaya çalışılmış ama olmamış.Aslında bizi çok kolay kandırıyorlar. Önce milleti yararlı diye peşinden koşturuyorlar daha sonra kendileri zarar görünce nerdeyse bedavaya yaptırmaya çalışıyorlar. Ama bizde afbuyurunuz ki salak gibi onların peşinden koşuyoruz.İllaki başımıza çok büyük bir felakaet gelecek ozamn akıllanacağız.Kısacası biz doğaya ne verirsek ondanda onu hatta daha fazlasını alcağız.ALLAH şu dünyayı öyle güzel yaratmışki negerek var doğal olmayan bir şey yapmaya.Doğadan yararlanarak enerjimizi sağlayabiliriz.bence bütün hata bizde türk insanı çok tembel birazdaha uğraşıp çabalayıp muasır medeniyetler seviyesinin en üst kademesine yükselebiliriz.
arkadaslar kacınız ulkemızın sunda elektrık uretımının 40000mw oldugunu bılıo.vede sadece ruzgardan bu ulkenın uretebılecegı elektırık kapasıtesının 80000mw oldugunu(kaynak doç.dok.tanay sıdkı uyar;ulkemizdeki alternatif enerji kaynakları üzerine doktora yapan tek sahıs.doktora tezı turkuyenın ruzgar harıtasıdır.ayrıca bogaz içi uni.de 1970lerde elektrik ve nukleer enerjı muh.bıtırmıstır.ayrıca tum dunyadakı gelısmıs ulkeler bugun ruzgar ve gunes enrjısınden yararlanmaya basladılar.almanya bugun her dunes pılı kullanan ewlere urettıklerı enejıyı satın allıo.amerıka su anda nukleer santralını kapatacak kapatma malıyetı acmanın 8 katı.nukleer artıklarıda sinopta toplayacaklar(nukleer atık arastırma merkezi).dunya bıze elındekı artık kendılerı kullanmadıkları teknolojıyı bıze saatmaya calısıolar arkadaslar lutfen kanmayalım ya
.google(ufccc,wind enerjı development,)
ben de bir link eklemek istiyorum, bence bu konuda fikir sahibi olmak isteyenler bu linke tıklayıp çok şey öğrenebilirler:
http://www.facts-on-nuclear-energy.info/1_dead_end.php?size=b&l=tr&f=
ayrıca çernobilin üzerinden çok fazla zaman geçti artık daha güvenli diyenler için yakın zamanda yaşanan kazalar:
* 1993, Rusya: yeniden işleme santralı Tomsk-7’de oluşan bir patlama sonucu ciddi miktarda plütonyum ve radyoizotopları çevreye yayılmıştır.
* 1995, Japonya: Monju’daki plütonyum yakıtlı hızlı üretken reaktörde sodyum sızıntısı meydana gelmiş ve ardından yangın çıkmıştır; reaktör o günden beri kapalıdır.
* 1998, Fransa: Fransa’nın Civaux’daki en yeni reaktöründe saatte 30m3’lük bir soğutucu sızıntısı oluşmuş, sızıntı ancak 10 saat sonra kontrol altına alınabilmiştir
* 1999, Japonya: Tokai’deki bir yakıt üretim santralinde gerçekleşen tehlikeli kazanın sonucunda iki işçi hayatını kaybetmiş, yüzlercesi de radyasyona maruz kalmıştır
* 2002, ABD: ABD’de Davis Besse reaktöründe, reaktörün 17 cm kalınlığındaki basınç kabında, çalışma basıncına dayanmak üzere tasarlanmamış paslanmaz çelik kaplamaya kadar ulaşan 130-200 cm2’lik bir delik bulunmuştur.
* 2003, Macaristan: 30 yanmış yakıt çubuğunun pekçoğu bir temizleme tankında kırılarak, konteynerin dibinde 3.6 ton uranyum parçası bırakmıştır; bu durum halen bir çözüme ulaştırılamamıştır
* 2005, Britanya: THORP yeniden işleme tesisinin ayrıştırıcısında, içinde 22 ton uranyum ve 200 kg plütonyum barındıran 80m3’ten fazla nitrik asit sızıntısı, başlamasından sekiz ay sonra keşfedilmiştir, tesis o günden beri kapalıdır.
berque http://spaces.msn.com/berque6nall - 2006-05-24 20:23:36 - Bağlantı
taktım sayaca
meraba.blogbul ziyaretçileri tekil sayıyor.Tekil ziyaretçileri blogcu.com da istemci adıyla gösteriyor.Ama blogbulun tekil ziyaretçi sayısı blogcu.com un istemci sayısından daha düşük neden olabilir .Cevabını bilmiyorsan forumun ilgili bölümünde bu ko9nuyu sorsana.
biraz geç de olsa görebildim.. yorumunuza çok çok teşekkür ederim öncelikle..
bu konuyu buraya taşımadan önce biraz düşünmüştüm. benim entel-aydın-uç fikirleri olan vs. bir kişilik olduğumun düşünülmesini istemem. T.C. vatandaşı bir birey olarak nükleer enerji santrallerin kurulmasını istemediğimden ve ne düşünüldüğünü yorumlarla da görebilmek açısından konuyu buraya taşıdım. birçok arkadaşım yapıcı-eleştirel yorumlarıyla görüşlerini çok güzel bir biçimde aktardılar. hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, bu tür konuları bloglarda daha sık dile getirmek gereklidir bana göre de. sadece bu konuya değil birçok önemli olaya burda yer vermek isterim her zaman ve bir süredir bunu gerçekleştirmeye başladığımı da düşünüyorum.
aslında bu konuyla ilgili tekrar yazı eklemek istemiyordum, amacım bundan sonrasını kendi başıma araştırmaktı. sizin bu öneriniz üzerine bu tür konular üzerine bilgilendirici bir ya da birkaç yazı eklemeyi düşünüyorum. hatta enerji verimliliği konusu, doğal kaynaklarımız, elektrik enerjisi elde etme yolları..vb. bunları içeren yazılara da yer vermek isterim.. bu konuları özetlemek ve bir çırpıda anlatmak çok zor ama bunun için iyi bir araştırma yapabilirsem belki tek yazıda önemli noktaları aktarabilirim. yakın zamanda inşallah bunu gerçekleştirebilirim..
bloglarla ilgili düşüncenize ve gidişatla ilgili yorumunuza aynen katılıyorum. bloglarda herkes aynı şeyi yaparsa birbirimizden de bir farkımız olmaz diye eklemek istiyorum. ben her ne kadar yaptığım alıntılarla ün yapmış bir blogcu da olsam amacım elimden geldiğince eğlenmek ve eğlendirmek aynı zamanda da bilgilendirmektir. kendime ait bir günlük defteri yapmak için burda değilim. aldığım yorumların birçoğunda bu hedefime yaklaştığımı görüyorum ve tekrar teşekkür ediyorum.. bundan sonra gene alıntılara ve eğlendirmeye devam edeceğim eskisi gibi ama bu gibi konuları da asla es geçmeyeceğim onu çok iyi biliyorum...
tekrar teşekkür ederim..
Böyle güzel bir yazı ile böyle güzel insanları yorumlarda da olsa biraraya toplamana şapka çıkarıyorum. Heryer ve herşeyde görülen kirlilik bloglarda da çokça görülür bilirsiniz. Bir de blogcu'nun kendi içinde dönen havası Türkçe bloglar açısından karamsar bir durum yaratmıştı bende.
Ama şimdi senin bu yazını ve blogcu'daki blogcuların yorumlarını görünce büyük bir umut doğdu yeniden. Nedense bu durumu enerji konusunun açığa çıkarılmasından daha fazla önemsedim. Çünkü biz Türkçe blog yazanlar böyle yazılar yazıp etrafında da böyle tartışıp düşüncelerimizi katabiliyorsak sorunlarımızı çözebiliriz demektir.
Yazınızda verdiğiniz bağlantılardan Gergedanus'a ait yazıdan şöyle bir alıntı yaparak konu hakkındaki düşüncemi ileteceğim: "Tüm ülkelerde yurttaşların ve gelecek nesillerin çıkarlarını kollayan kamusal bir girişime ihtiyaç duyulmaktadır. Aralarında ABD ve Almanya’nın da bulunduğu ülkelerden hiçbiri, yerel ve merkezi hükümetlerin kamusal girişimlerini, kişilerin yada özel kuruluşların eline bırakmıyor".
Böyle iken biz Ereğli Demir Çeliği sattık üç kuruşa. Ama Saymayın Bakanlarımız çok iyi fiyata sattık dediler. Çağımızda ülkelerin gelişmişliğinin göstergelerinden biri de çelik üretim ve tüketim miktarlarıdır. Böyle önemli bir kamusal girişimi yalnızca topraklarının, limanlarının değerinin yarısı bile etmeyen bir paraya sattık. Alınan parayı ne yaptık, belli değil. Gelir vergisinin alındığı bir ülkede üstüne %18 KDV onun da üstüne %25 ÖTV v.b. vergi alıyor sonra da belkemiğiniz üretim ortamlarını üç kuruşa peşkeş çekiyorsanız, gelişmiş ülkelerin Nükleer Enerji Santrallarının sökülüp tasviye edilmesi plânları yapılmış ve uygulamaya alınmışken ananın neresinden çıkartın bunu diye sormaz mıyım RTE'ye?
Kendi vatandaşını aşağılayan, ülkesinin onurunu koruyamayan (PKK'yi destekleyen bir televizyon kanalı temsilcisi basın açıklaması yapılacak salonda diye salondan başı önünde çıkan biri benim onurlu başbakanım olamaz) bir hükümet bu işin altından çıkıp plânlayabilir uygulayabilir mi?
Rüzgar, dalga ve güneş enerjisi üzerinden durmak çok daha akılcı, verimli ve daha da önemlisi insancıl geliyor bana.
Umarım aynı konu ile ilgili bir yazı daha yazar ve nükleer enerji konusunda anlamamızı kolaylaştıracak somut veriler sunarsınız. Yine birlikte bu verileri karşılaştırıp yorumlama fırsatı buluruz.
"Bana bir blogcu verin size dünyayı yerinden oynatayım.."
he canım he..çok gerekli bişey nükleer enerji..sen bilmezsin bunları..çok ders çalışıyosun ya..vitaminsiz kalmışındır..böyle sakat konulara girme bi daha..radyasyonlandığınla kalırsın..
seni ekledim listeme..bekledim de gelmedin..
söle çınçın.
hiç mi benden nükleer enerji almadın?
40 yılda msnye gireceğim tuttu..kimseleri bulamadım konuşcak..aynı anda efeler gibi girip,aynı anda mı çıkıyonuz napıyonuz ?sakin bi günümde denk geliriz işşallahhhh..
ya onu bunu bırakta benim eve bi doğal gaz faturası geldi...hüüüüü..
bak bu konuyu tartışabiliriz..
DOĞAL GAZ GEREKLİ MİDİR?
ben artık bek alevinde yemek yapcam...faturalara yetişemiyorum...kaçtım ben...hadi gücün yetiyosa yakala..:P
aslına bakarsan ben olayı çok farklı yerlere taşımak istiyorum. bu amerikalıların istediği bir proje aslında, yani ülke ekonomisi bir müddet iyi gitmeye başladığında hemen parasal sorunlar ortaya çıkar herzamanda böle olmustur. sanki ülke felakete gidiyordur da acil önlemler alınması gerekiyomus gibi davranırlar. kuş gribindede aynısı olmadımı? birden tavuktan zehirlenen bi aile cıktı sonrasnda kuş gribi olduğu söylendi zavallı küçük esnafın malları yok edildi sonrada üst düzeydeki insanların tavuk üretim fabrikaları ortaya çıktı... ee nerde o zehirlenip kurttulma riski az olan insanlar... nerde tüm ülkede rastlanan kuş gribi vakası...
herşey kısa vadeli oyunlar. belkide sadece birileri insanların aklını mesgul etmeye calışıyordur. kim bilebilir ki...
ben kurulmamasından yanayım yazdığım gibi..
birçok değerlendirmeye açık kaynağımız varken üstelik..
ve de "verimliliği" arttırılabilecek olanları varken..
bana böyle iş kapısı olacaksa eğer o işe de lanet ederdim..
işsiz kalayım daha iyi benim için..
blogla uğraşırım para kazanmasam da :o)
garanti edebiliyorlar mı bir sorun çıkmayacağını onu söylesinler sadece..
nükleer enerji santrali bu çocuk oyuncağı değil çünkü..
hatırladıkça tüylerim ürperiyor "çernobil ve sonrası"nı..
..
Bu konuda öyle bilimsel bir bilgim yok. Ben sadece birkaç durumu yazacağım. Bakalım sonuç ne çıkacak?
Dünya yıllar önce NÜKLEER ENERJİNİN peşinde koştu. O zaman öyle kazançlıydı ki bu. Az iş ,az masraf ,çok çok enerji... Sonra olayın o kadar basit olmadığı aslında bunun tehlikeli bir yol olduğu anlaşıldı. Zaten az koyup çok almak nerde görülmüştü ki! Önemli birşeyi yani dünyanın geleceğini, insanların sağlığını tehlikeye atılıyordu. Ve derken Çernobil... Bizim için Çernobil bakan'ın televizyona çıkıp içtiği çay (aslında ithal çaymış; bakan da akıllı hani) ve satılamadı da ondan dağıtıyoruz dedikleri fındıklardan ibaretti. Sonra artan kanser vakaları, sakat doğan çocuklar oldu ve daha ileride ne çıkacak bilemiyoruz.
Sonra dünyanın ileri gelen deletleri diyebileceğimiz devletler, birden vazgeçti bu nükleer enerji işinden. Ne oldu bilmiyoruz. Doğal enerjiler dediler, dünya, doğal denge dediler ama... Ama biz o zaman nükleer enerjiyi telaffuz ve hatta düşlemeye başladık. Herzaman izlerinden gittiğimiz ülkelerin vazgeçişini bile es geçtik. Malum kocaman bir enerji açığımız vardı. Kaçak elektiriğin bu açığın en önemli sebeblerinden olduğunu görmedik değil de gö-re-me-dik. Bi de arada bir çıkıp "ülkemiz aslında petrol zengini" diyen bilimadamları, araştırmacılar bir sustu pir sustu (komplo teorisi koktu yine burası ya neyseee)
Bu arada Rusyanın Ay'a gidip bir maden getireceğini ve bundan öyle çook enerji elde edeceğini duyduk ki şaştııık kaldık. Rusya bu arada araştırmalarını ve çalışmalarını sürdürüyor. Onlar Ay'dan enerji elde etsin biz doğal dengenin canını okuyacağız. Çünkü bizim çocuklarımız yok değil mi? Bizden sonrakiler bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
seninde dedigin gibi son çare olmalı bu santraller.
mutlaka öncesinde yapılacak elden gelen birşeyler olmalı bana pek güvenilir gelmiyor bu çözüm yolu...bir çok sebebini sende sıralamışsın en azından çevre için hiç uygun olmadıgını düşünüyorum.
Türkiye teknolojik açıdsan hep gerilerden seyrini sürdürüyor. Devir nüklerr devri. Verdiğ zararları minumuma indirecek bir çok tedbirde mevcut. Daha ucuz ve kaliteli elektrikde sağlanıyormuş. Ayrıca dışa bağımlılık da olmiyacakmış. mışda mış mış. E e o zaman niye duruyorlarki! geç bile kaldılar bence...
Kaçak elektrik türkiye'nin kanayan yarası. Tüm türkiye'den helallik dilemesi gerekiyor kullananların.
_______________
Sevgiler...
Açıkçası bu konuyla ilgili fazla bilgim yok.
Ama bildiğim ve anladığım kadarıyla bence nükleer santraller kurulmalı.
Kaçak elektrik konusu zaten ayrı bir tartışma gerektiriyor. Millet kaçırıyor, kullanıyor biz ödüyoruz. Hem de kaynaklarımız tükeniyor.
Nükleer enerji artık vazgeçilemez bir ihtiyaç durumunda.İnanın ben nükleer enerji konusunu 12--13 yaşlarından beri düşünüyorum.Hatta ortaokul yıllarında dönem ödevi yapmıştım.Ne bileyim sonradan elejtronik mesleğini seçeceğimi.Bileydim nükleer enerji uzmanı olurdum.Nükleer enerji çok küçük bir alanda üretilebilen atıkları iyi muhafaza edildiğinde ise hiçbir zararı olmayan en temiz enerjilerden biri.Bir çok katı yakıt kullanan ve havayı kirleten santraller düşünüldüğünde gerkliliği bir kez daha ortaya çıkıyor.Kıymetli meslektaşım dungeon nükleer enerji artık mecburiyet durumuna gelmiş.Hayır deme şansımız bile yok.saygılar.
tek çaremiz değil nükleer santraller...verdiğimiz zarar yeterde artar bile...yeraltı değerlerimiz nerde ?ne zamana kadar yok yok demeye devam edilecek...asla kurulmamalı...doğa öcünü alır.....sevgiyle...
açıkcası ben krulmasından yanayım bu santrallerin.
az bir maliyeti varmış.
ve nükleer enerjide perfect bir enerjiymiş.
çernobilden dolayı herkes korkuyo ama çernobildeki çalışanların devamlı alkol aldığı,adamların satrhoş olarak çalıştığı da ayrı bhir tartışma konusu.
ben nükller santralin olmasını isteyenlerdenim.
sağlıcakla...
Hatırmamaz olur muyum yemiştik o fındıkların hepsini çocukluk işte nereden bilelim bizlere ne yedirdiklerini... Ne garip ülkemiz var değil mi ve öğretmenlerde dağıtılmasına izin vermiş tık tık çok cahillermiş. Neyse ben karşıyım nükleer santrale güneş enerjisi var rüzgar enerjisi ayrıca bizim kollara ayrılan nehirlerimiz var bunlardan da elektirik üretilebilir. Açıkçası başka yollar denenmeli...
mesela ben elektirik kaçırıyorum..yok bir yerden kaçırmıyorum..benden kaçıyo elektrik.topraklama yok bende...saçlarım dimdik olmuş bir haldeyim.şimdi koföre gidicem.
naber kız profesör?:))
Böyle bir oyun vardı, şehir kurma üzerine, orada belli bir süre sonunda (sanırım 2050 yılında) nükleer santral kurma seçeneği yok oluyordu. Onun yerine daha gelişmiş bir teknoloji kullanan santraller vardı. Nükleer enerji santralleri, düzenli denetim ve bakım ile çok fazla tehlike yaratmıyor orası doğru, ancak atık sorunu her zaman var olacak. Diğer yandan artık eskimekte olan bir teknolojiye bu kadar para yatırmak da mantıksız geliyor. Hidroelektrik santraller ise şu an için enerji ihtiyacımızı karşılamıyormuş gibi gözükse de belki de nükleer fikrini kabul ettirmek için oynanan bir oyun. Bunlar sadece görüş tabii ki, gerçekliği hakkında hiçbir iddiada bulunamam. Baraj yapacak nehrimiz mi kalmadı acaba, veya halihazırda bulunanlarda kapasite artırımı yapılmaz mı? Bambaşka bir seçenek rüzgar gücü olamaz mı? Veya güneş enerjisi. Ya da neden kendi araştırma birimlerimiz yok enerji elde etmek için? Ülkemizde Ar-Ge çalışmaları yeteri kadar yapılamıyor malesef.
Nereden nereye geldim, neyse özet olarak fikrimi belirterek noktalayım bu uzun (!) yorumu, ben nükleer santral yapılmasına karşıyım, elimizde bulunan kaynakları daha etkin kullanmak için çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum.
açıkçası çok güsel bi konuya değindiğini söyleyerek başlamak istiyorum..
ve tebrik ediyorum tabiki...
:)
şimdi kendi fikrime gelicek olursak...
bence nükleer santral kurulmalı die düşünüyorum...
ama bu konuda çokta bilgim olmadığı için zararı az ise kullanılmalı..
2. çernobil olmayalım falan deniyor ya hani bence birasda abartılıyor...
tabi yinede bunu işin uzmanlarına (insaflı uzmanlarına)bırakmak lasım die düşünüyorum...
hakkımızda hayırlısı ne ise olsun...
:)
Aslında konuyla çok alakalı bir insan değilim ama, nükleer enerji üretmeye taraftar olanların tarafından da değilim asla...!!
Amcamlar almış yürümüş farklı teknolojilerle cirit atarken bizlere de onların ziyan olduklarını deneyerek Nasreddin Hoca misali ya tutarsa hesabı denek olmak düşüyor öyle mi..?! Peki neden nükleer enerji? Sanırım biraz durup düşünmek gerekiyor bu konuda, enerji santralleri, enerjinin elde edilmesi, o esnaya kadar gelinilen aşamalar, elde edilen enerjinin saklanması, atıkların imha edilmesi.. Kaldı ki ne denli büyük paralara mal olacak olan ve nerden baksan bi 10 yılda anca kullanılır hale gelebilecek bu enerjinin %3lük bir elektrik ihtiyacına karşılık vermesi biraz komik değil mi? Onu yaparken harcanacak parayla dağıtım şebekeleri onarılsa daha büyük bir kazancımız olmuş olmaz mı? Zaten bizde böyle, projeye başla, abart abartabildiğin kadar, sonra fos çıksın patla, ve yeni bir hayalperestlikle bir önceki sanki hiç olmamışcasına yeni bir maceraya adım at..!!Yani şimdi bir Olimpiyat Köyü kurup da Olimpiyatlara adaylığını koymuş ama köye yol yapamayan bir ülke mi nükleer enerji santrali kurmak isteyen? Sistemle çalışan kendini bilime adamış ülkelerde bile bu denli çekimser yaklaşılıyorken bu duruma, anlamıyorum nasıl düşünebiliyoruz bunları? Yoksa bir ben miyim bu ülkenin diğer enerji kaynaklarının farkında olan?
Kesinlikle karşıyımmm, kesinliklee..
İnsanların doğal yolla ölmesini tercih ederim bu denli can yakmaya gerek yok, zaten yeterince asgari(!!!) şekilde yaşıyoruz bize sunulan hayatı memleket şartlarında..!!!!!
vahh diyorum yine yaaa.. vahh ki vahh..
Testin doğruluğunu ben de savunuyorum. Çünkü seçimlerden aldığım feedbackler testin doğruluğu konusunda tüm şüpheleri ortadan kaldırıyor, tabi bazen de istisnalar çıkmıyor değil :) Bu arada benim sayım seninkiyle aynı :)) Geldim, gezdim, gördüm :)) Başarılarının artarak devam etmesi dileğimle...
Dungeon kardeş,sende madem ilgilisin bu sektörle o zaman bilirsin ki,nükleer enerji artık gelişmiş ülkelerde tek tek sökülüyor ve bu durum nükleer lobicilerin gözlerini gelişmekte olan ülkelere ve de bu arada bize dikmelerine sebeb oldu.Bu teknolojinin maliyeti 15milyar dolar ve bütçeyede her yıl getirdiği yük de cabası.Ve iş kurulmakla kalsa,birde ortaya çıkan atıkların depeolanması imhası problemi var ki bu artıkların doğadan yok olmaları için gereken süre yanılmıyorsam 150 milyon yıl.
Avrupa,abd yeni alternatif kaynaklara yönelmişken ellerinden nükleer teknoloji çıkarmaya çaılşırken biz tam tersine neden gidelim.
Artıları varmış olabilir ama bu insan hayatıyla mukayese edilemeyecek kadar önemsiz ve alternatifleride mevcutken tek yol gibi sunulması bizleri yanıltmasın.
Çernobil sırasında ciddi endişeler yaşadık, gerçek kurbanları daha yeni yeni ortaya çıkmaya başladı. Düşük teknoloji ile inşa edilen santraller cidden büyük tehlike. Ermenistan'ın sınırımıza çok yakın bir yerde kurmuş olduğu santral de belki ikinci Çernobil adayı olarak yakında manşetlere düşecek. Ama bunlar hep doğu mantığı ile kurularak işletilen enstrümanlar. Fransa sanırım en çok nükleer santrale sahip ülke, bir şikayet duymuyoruz. Ayrıca, bizimki gibi hala gelişmekte olan ülkeler için cidden ucuz enerjiye ihtiyaç var. Bu ülke geçmişinde Bulgaristan'dan elektrik alan bir yer. Barajlar ise sınırlı ömürleri ile gelecek için pek parlak bir yatırım değil hem kaldıki uluslararası sorun demek. Ucuz enerjiye ihtiyacımız var, yalnız sanayi için değil evlerimiz için de. Yine eskiden, su ya da elektrik ne kadar fazla kullanılırsa belli bir oranda indirim söz konusuydu. Ya şimdi? Doğa için endişelenmeyi romantizm olarak değerlendiriyorum. Çünkü siz korusanız ne olur, Çernobilin dumanlarını ben hatırlıyorum. Bizim bu santrallere ihtiyacımız var, ciddi kurulup düzgün denetlenecek yerler olmaları koşulu ile.
nükleer karşıtıydım ama bence artık gerekli.Ya şuan enerjimizin %70 ini dışardan alıyomuşuz. Bu bizi başka felakete sürükler. İkincisi kaçak ele. Bu çok ayrı bi konu bence bu bizim enerji sorunumuzu halletmez. Sadece daha ucuz ele. kullanmamızı sağlar. Ben nükleerden yanayım. Belki bize de bi iş bulunur elektrikçi dostum..
"nükleer" deyince durup şöyle uzun uzun düşünmek istiyorum açıkçası çernobil kurbanı olduğumu sanıyorum çünkü, alternatif enerji kaynakları bu kadar mı yetersiz ki her sıkıntı baş gösterdiğinde nükleer gündeme oturuyor? o fındık paketlerini ben de hatırlarım ne güzel bir mantık "elimizde kaldılar kendi çocuklarımızı zehirleyelim bari"!