İki mühendislik ögrencisi kampüs içerisinde ilerlerken aralarında konuşmaya başlarlar: - Bu muhteşem bisikleti nereden buldun?
+ Dün tek başıma dolaşırken bir yandan "okulu bitirince ne iş yapacağımı" düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi. Ben de bisikleti aldım. - (Arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak)İyi seçim yapmışsın, elbiseler sana uymayabilirdi.
2 ) KEDİ VE MÜHENDİS
Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür, durur ve arabaya alır. Kedi ön koltuğa geçer ve dile gelir: - Ben aslında bir insanım, eger benim başımı bir kere okşarsan çok güzel bir prenses haline gelirim
Adam güler ve arabayı sürmeye devam eder, kedi tekrar dile gelir: - Eğer benim başımı okşarsan çok güzel bir prenses olacağım ve seninle bir hafta kalmaya razıyım.
Adam tekrar güler ve iki elini de direksiyondan ayırmayarak arabayı sürmeye devam eder.
Kedi sıkılmaya başlar ve der ki; - Eğer benim başımı okşar ve beni güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım.
Adam yine güler. Sonunda kedi dayanamaz:
- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen bir hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur: - Bak, ben bir mühendisim. Bana "konuşan bir kedi" bir prensesten daha ilginç geliyor...
...
Mühendislerin "cinsel tercihi" denilseydi yadırgamayacaktım ilk fıkrayı...:) Gözü kariyerinden başka birşey görmeyen insanlar her meslek grubunda vardır oysa. Okuduğumuz derslerin ağırlığından olsa gerek, kafamızı kaldıramadığımız günlerin daha fazla olması sanırım insanları bu tür düşüncelere itiyor.
Neyse daha fazla zorlamayayım. "Konuşan kedi" konusunu da bağlamış oldum böylece, daha ne diyeyim. :)P
Ben de bir mühendislik bölümü mezunu olarak diyorum ki:
biz mühendisler aslında genellemelerin dışına çıkabildiğimiz için bu meslekte devam etmekte kararlıyız sanırım.
sondaki sözlük jargonu ise ayrı bir tat katmış renkli yazına...
Minareyi çalan kılıfı hazırlar gibi fıkralardan sonra açıklama yapıyor..
Mühendis zekası.. Kimin cici annesi canım.. :))
Güldürdün beni mühendis hanım.. Ben çok gülünce çok saçmalarım.. Hem zaten senin blogunda da casuslar cirit atıyor.. Gözüm korktu susayım.. :)))
yeni düzenlemeler ve daha sık güncellediğin blogunla yuvana hoşgeldin yavrum diyorum.. (içses: viva çocuk olan sendin o anne.. :)) pardon yuvana hoşgeldin cici anne.. :)) ayrıca maşallah pek hamaratsın, nazar değmesin..
Bir iki mühendis fıkrası da ben ekleyim bari izninle.. Hamaratlık bakımından anasına bak kızını al sözünün doğruluğunu ispatlamak için yoksa benim mühendisler ile alıp veremediğim yok.. :))
******
Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor.Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor. Köye gelen Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar :
-Ne yapıyorsunuz böyle?
-Yol yapıyoruz.
-Bu eşşek ne için?
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçişi o gösterir.
Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :
-Ya eşek bulamasaydınız?
-İşte o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik!
*********
Yönetici ve Mühendis
Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün Newyork üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur.
İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
- Pardon. Ben neredeyim acaba? diye sorar.
- Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin. der adam.
Yönetici sinirlenir:
- Sen mühendissin değil mi? diye sorar.
- Evet. der adam. Nereden bildin?
- Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramyor.
- Sen de yöneticisin değilmi?
- Evet sen nereden bildin?
- Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmusun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.
Bir sanayi şirketinin Genel Müdürü ve aynı zamanda bir Kultur Vakfinca kurulan Senfoni Orkestrasi'nin Yönetim Kurulu Başkanı, o ayın konseri olan SCHUBERT'in "Bitmemiş Senfonisi'ne gidemediğinden yerine şirketin verimlilik uzmanını gönderir. Ertesi hafta, verimlilik uzmanından bir
teşekkür ve değerlendirme raporu alir
"Sayın Genel Müdürüm"
* 4 Obuacı, konserin önemli bir zaman diliminde boş oturmuşlardır. Bunların sayısı azaltılmalıdır ve dığerlerinin konsere daha çok katkısı sağlanmalıdır.
* 12 kemancı aynı anda aynı hareketleri yapmakta, aynı notaları seslendirmektedir. Burada da personel tasarrufu şiddetle tavsiye ediyorum.
* Ozellikle 16'lık notaların çalınması oldukça gereksizdir. Çünkü izleyeciler 8'lik notalarla 16'lık notalar arasındaki farkı anında hissedememektedirler. Dolayısıyla 8'lik notalarla eser icra edilmeli, yüksek
ücretli keman ustaları yerine stajyerler kullanılarak masraflar düşürülmelidir.
* Yaylı sazlarla işlenen pasajların, nefesli sazlarla tekrarının yol açtığı gereksiz duplikasyonlar önlenebilir. Boylece 2 saatlik konser de 20 dakikaya inmiş olur.
* Eger SCHUBERT bütün bunları bilmiş olsaydi, Bitmemiş Senfoni, bitmiş olurdu.
*********************
Bir yazılım mühendisi, bir donanm mühendisi, bir proje yöneticisi bir araya gelince
Bir yazılım mühendisi, bir donanım mühendisi, bir proje yöneticisi arabayla bir toplantıya gidiyorlarmış, dik bir yokuştan aşağıya inerken birden frenler patlamış, hepsi kesin bir kazanın korkusuyla bağırışırlarken şans eseri araba yokuşun sonundaki bariyerlere çarpıp durmuş. Hepsi
derin bir ohh çekerek arabadan inmişler. Ama yolun ortasında frenleri patlak bir arabayla kalakalmışlar, gelen giden de yokmuş proje yöneticisi "hemen bir toplantı yapalım" demiş, kendimize bir hedef belirleyelim, proje aşamalarını gözden geçirelim, değişen şartlara göre dinamik olarak değişen bir çalışma ve takım ruhu içerisinde işe başlarsak bu sorunu halledebiliriz" demiş.
> Donanmcı "yok, bu çok uzun sürer benim yanımda İsviçre çakısı var, ben şimdi frenlerdeki sorunu
bulur hallederim" demiş. Yazlmcı "bi dakka bi dakka" demiş, "neden arabayı yokuşun tepesine geri itip, sorunun tekrar oluşup oluşmayacağına bakmıyoruz"