Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk'un... Dünyanın en prestijli ödüllerinden Nobel Edebiyat Ödülü'nü bu yıl ünlü yazar Orhan Pamuk kazandı. Daha önceki senelerde de adı adaylar arasında geçen Orhan Pamuk, böylece Nobel'i kazanan ilk Türk olma başarısını gösterdi. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından bugün Stockholm'de yapılan açıklamada, Pamuk'un "Memleketinin melonkolik ruhunu arayışında kültür çatışması ve kesişmesini anlatımında yeni semboller bulduğu" için bu ödüle layık görüldüğü vurgulandı. Orhan Pamuk, çok mutlu olduğunu ve ödülü kazanmaktan kıvanç duyduğunu söyledi. Ödülü kazandığını Amerika'da öğrenen Pamuk, İsveç gazetesi Svenska Dagbladet'in sorularını telefonla yanıtladı. Gazetenin internet sitesinde çıkan habere göre Orhan Pamuk, "Çok mutluyum. Ödülü kazanmaktan büyük onur duydum. Ödülü almak için Stockholm'e geleceğim" dedi. Ödül töreni 10 Aralık'ta Stockholm’de düzenlenecek.
(12.10.2006)
kaynak: "http://www.milliyet.com"
...
Aslında bu konuya hiç girmek istememiştim, birkaç gün bekledim, şaşkınlığımı ve kızgınlığımı belki atamadım üzerimden ve sonunda dayanamadım. Bu olayın altına sevinç ifadelerimi geçmeyi çok isterdim ancak bir Türk olarak vicdanım buna el vermiyor. İlk kez "sözde bir Türk" Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı demek gerekir bana kalırsa. Üstelik bu ödülü Fransa Parlamentosu'nun Ermeni soykırımı yasa tasarısını kabul etmesiyle birlikte kazandı, ne büyük tesadüf diyor insan.. (!)
Görünen köy klavuz istemiyor, herşey apaçık ortada...
Bu ödülün Orhan Pamuk'a layık görülmesinden sonra artık Nobel Edebiyat ödüllerinin neye göre verildiğini gayet iyi anlamış bulunuyoruz. Bu ülkenin ekmeğini yiyip ona küfür etmekle başlanabilir. Çok satan ama az okunan bir yazar olmak hele hiç önemli değil. :o) Orhan Pamuk okunan bir yazar mıdır bu da tartışılır.
Gelecek yıllarda Elif Şafak belki Hasan Cemal de bu ödülü alırlarsa hiç şaşırmayacağız. :-).
Bundan böyle Fransız markalarına Fransa ürünlerine elimizi sürmeyelim. Carrefour'dan Gima'dan alış-veriş yapmayalım. Lacoste giymeyelim, timsah işaretini gördüğümüzde kaçalım. Ben Salı pazarından giyiniyorum zaten. :) Bindiğimiz araba Peugeot olmasın. Sagem telefonla konuşmayalım, Tefal ürünleriyle yemek yapmayalım, vs. elimizden geldiğince...
İki olay üst üste gerçekleşti, ikisi bir arada cereyan etti kapılar pencereler çarptı çarpmaya da devam ediyor. Öyleyse Fransız markalarına el sürmemeye, Orhan Pamuk(çuk) okumamaya devam diyorum ben, : ) haydi hep beraber...
Valla, okumakta biraz geç kaldım galiba ama blogcu'ya yeni katılan biri olarak yazınıza yorum yapmaktan kendimi alamadım. Dün Nobelini getirdiği ülkesinden kaçan Pamuk(çuk!) (Buna bayıldım!) artık Fransa'ya yerleşir herhalde...
hussoloji sayesinde size de ulaştım ve aynı kafada oldugumuzu gördum .o yuzdende yazmak ıstedim.Evet pamuk kitaplarını almam evime bile sokmam.Bana göre urun alımı konusunda tespitleriniz dogru bızler o urunleri almazsak onlarda hukumetlerını bu konuda sıkıstırabılır ve bu kanunu geri aldırtabilirler tıpkı fransız hukumetının işçiler için cıkardıgı sacma kanunu geri alması gibi
ben küçük biriyim bizim aileye göre beni takmazlar bu konuda yok recep fransayı protesto neyim etçekte bizde ona yardım edelim ii de bizim ewde fransayı takan yokki :) ama ben katılırım buna size kolay gele
VATANA MİLLETE HAYIRLI UĞURLU OLSUN :):):):):):)
adın ne önemi war ki eskiden ad mı warmış - 2006-10-17 17:09:47 - Bağlantı
Dungeon'a..
Peki, sen milliyetçi olma, ben de komünist değilim zaten.. Etiketlere kafayı takmanın manası yok..
Tepki konusunda da başka bir örnek vereyim öyleyse: Konya'da bir kurum Fransızca kursunu kapatıp, müşterilere de paralarını iade etmiş. Şimdi bunun manası nedir? Boykot da öyle.. Boykotun faydası nedir? Anlamı nedir? Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan Fransa'ya tavır koymak mı?Bu, Fransa meclisinin yaptığı hatayı tüm Fransızlar'a mal etmek değil mi? Şimdi tüm Fransızlar düşünce özgürlüğü karşıtı mı oldu? Fransız şirketlerine "Senin hükümetindekilerin çoğu düşünce özgürlüğünü kısıtlıyor. Bunun için sana para kazandırmayacağım, seni cezalandıracağım" mı diyorsunuz?
DEVLETE KIZIP, BİREYLERE TAVIR KOYMAK YANLIŞTIR, diyorum.
Tarihte hiçbir zaman nobel ödülü siyasi oyunlarla verilmemiştir..bence Türk edebiyatının böyle bir ödül aldığına sevinmeliyiz..Sadece talihsiz bir zamana denk geldi.Orhan Pamuk'un kitaplarını okumadan buna karar veren ve başkalarının etkisi altında kalan insanlar bile var.Durum ne olursa olsun bu Türkiye için çok güzel ve anlamlı bir ödüldür.Bence önce araştırılıp, öyle yazılması ya da konuşulması gerekiyor, objektif olarak..
Fransa'ya çok sinilenen biri olarak, bu ödülü küçümsememizi hiç hoş bulmuyorum..Benim gönlüm de Yaşar Kemal'den yanaydı ama nihayetinde ödül Türk edebiyatınındır...
şimdi sevinelim mi üzülelim mi... türkçeyi bile doğru dürüst konuşamayan bir adam gidiyor ve nobel ödülü alıyor hemde türk kimliğiyle. hemde vatan ahinliği yaparak... bu ne perhiz bu ne lahana turşusu... doğrusu ben hiç sevinmedim bu duruma. tam anlamıyla bize oynanmış bir oyun bu. yani diyorlarki sizin kabul etmediğinizi biz baş tacı yaparız hemde dalaga geçer gibi ... Yazık sadece...
CARREFOUR:))) AAHHH!!! SİNEMALAR FİLMLER!! DERNEKLER VAKIFLAARR HATTA VE HATTA KAPKAÇÇİLAR????
MERHABAA SEVGİLİ DUNGEON
İKİNCİ EN BÜYÜK SEFERBERLİĞİMİZ VATANINI SEVEN DERNEK VE VAKIFLARDAN SORUMLU MEMUR, BÜROKRAT VE BAKANIM YASALARIN ÇERÇEVESİNDE ÇABUK VE SERİ HEPSİ AMA HEPSİ DENETLENSİN DENETLENMEMİŞ HİÇBİR TANE KALMASIN. EN UMULMIYAN YERDE NE TÜR PARAVANLARIN SU YÜZÜNE ÇIKACAĞI GÖRÜLECEKTİR. BAZI YAYIN ORGANLARI EFENDİM YURT DIŞINDAN PAPAZLAR VE MİSYONERLER ARACIYLA YARDIM GELİYOR DİYOR O YAYIN ORGANLARIDA PARAVANLARIN ELLERİNDE VE BİLİNÇ ALTI İŞLEME REKLAM YAPIYOR Kİ KANIKSIYALIM GÖZÜMÜZÜN ONUNDE AÇIK SEÇİK BASİT AMATÖR CAHİLCE!!??.
HAYIR TÜRKİYEYE TEK KURUŞ GELMİYOR, GELMİYOR, BURDA ORGANİZE OLUNMUŞ BÜTÜN NAKİT BİZ DUYGUSAL TÜRK MİLLETİNDEN SÖĞÜŞLENİYOR.
GÖYA ORDAN YARDIM ALINIYOR SÜSÜ VERİLİYOR, ASLINDA KÜÇÜK BİR DİLİMİN KIRINTISINI BURDAKİ YARDAKÇILARA LÜTÜF GİBİ VERİLİYOR. DİĞER BÜTÜN PARALARIMIZ TAŞERON KANLA BESLENEN DİYASPORAYA,DİYASPORANIN YÜZ MİLYAR PARASI DÖNÜYORMÜŞ SENEDE!? O YÜZ MİLYARIN DEĞİŞİK KANALLARLA YETMİŞ MİLYAR DOLARI TÜRKİYEDEN AKIYOR!!!! YALANSA İSPATLASINLAR!!.... VE DİĞER TAŞERONLAR ARASINDA BÖLÜŞÜLMEKTE. KIRIN BELLERİNİ ÇIKARIN ORTAYA VE KESİN MUSLUKLARINI.. GÖREVİNİZİ İFA EDİNİZ AMADE OLDUĞUNUZ HİZMETİN HAKKINI VERİNİZ.BU TÜRK MİLLETİNİN TOP YEKÜN İKİNCİ MİLLİ SEFERBERLİĞİDİR.
eğer sade ve sadece edebiyat olmuş olsaydı ve o edebiyat ödülü. yazarın yazılarını beyeneyim beyenmiyeyim verilseydi Türk olarak bana verilmiş kadar sevinirdim. ama dediğim gibi kulun kula taktığı hiçbir takı hiçbir liyakat kişiyi kişiliksizliğe taşımamalıdır taşıyamamalıdır hele ki bu kişi ben TÜRKüm diyorsa ve voyvoda kazınığın kendisine defaten yağlanıp yağlanıp deneten pamuk Türkiyeninde hayda hayda göz yummak olacağına inandığı inandırıldığı için yaptı. diyorsunuz ki geçen senede adı geçiyordu evet çok çookk daha önceleri bu senaryo yazılmıştı ve pamuk voyvoda kazı provası yüzlerce defa yapıldı.voyvoda kazığına ancak dün resmen oturturtulması lazımdı oturtuldu ama yinede iyi yağlanamamış olacak ki kıymıkları yırttı bakınız pufidik pufidik yürüyor yürüyecekte.Türk olarak bizleri iyi analiz etmişler.ayrıştırma yolundalar.vitrin bir fransa voyvoda kazıklı bir edebiyat yazarı pamuk'la iyi perdeleme.içerde senelerdir cemaat-LEŞ-me adı altında camiye ibat için (mi?)gidenler özellikle kalabalık cuma günü LEŞ türü acz kendilerince avazları çıkana kadar bez parçası yakarak erkeklik ereksiyona uğrayıp evlerine uyumaya gidiyorlar sözüm ona vazifelerini ifaa etmişler.bunu da kışkırtanlar yine o zavallı taşeronların bilmem kaçıncı taşeroncusu. öbür yandan milliyetçiyim diyen sözüm ona çapulcular da taşeronun ona öğrettiği tekerlemeyle erkesiyona uğrama peşinde avrupa veya firansa şaşırma sabrımızı taşırma ve bez yakmayla işte attıkları adımların hangi boyutta olduğunu görüpte amaçlarına yakınlıklarının ölçütlerinden iki örnek. gönül isterdi ki söz edebiyatın olsun. gönül isterdi ki pamuk voyvoda kazığına oturtulmadan evvel alsaydı ödülünü. hep istiyoruz ama velakiiinnn kendimi bağlayan sözle ben ne yaptım koca hiç, sadece gördüm, görüyorum ne yapıyorum koca hiç.
DİKKAT DİKKAT FRANSA ŞU ANDA SADECE VİTRİN GÖREVİNİ YAPIYOR BÜTÜN GÖZLER FRANSANIN REKLAM VİTRİNİNDEYKEN DİYER TARAFTAN ATILAN ADIMLARA PERDE OLUYOR!!
ÇOK UZUN OLDU AMA İÇİMDEKİ BİR NOKTA.
KAL SEVİ SAĞLICAKLAA .:))
ilahiask alien (ilahiask) - 2006-10-16 11:59:36 - Bağlantı
KEŞKE GERÇEKTEN GURUR DUYABİLECEĞİMİZ BİRİ NOBEL ÖDÜLÜ ALABİLSEYDİ DE GURUR DUYSAYDIK.KESİNLİKLE GURUR DUYMUYORUM .
Ülkesine tu kaka diyen bir yazara hem de ermeni soykırımıyla ilgili yasanın Fransa'da kabul edildiği günde verilmesi beni açıkça hiç mutlu etmedi.Bence zamanlamayı kendileri açısından çok harika yaptılar.Bırakalım tarihçiler incelesin ve yazsın bu konuları.Edebiyatçılarda kulaktan dolma bilgilerle değil belgelere dayanarak yazsınlar her şeyi.Lütfen verdiğim linklerden Nobel ödüllü yazarımızın cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürkle ilgili düşüncelerini okuyunuz.Bu yazılar 1999 yılında katledilen prof.dr.Ahmet Taner Kışlalıya aittir.
http://ataturk.turkyasam.com/index.php?option=com_content&task=view&id=72&Itemid=45
http://ataturk.turkyasam.com/index.php?option=com_content&task=view&id=73&Itemid=45
Morokuz, yorumuna uzun bir yorum yazarak karşılık vermek istemezdim ancak şu "(sadece milliyetçi insanlar kendini tatmin etmiş olur)" sözüne takılmadan edemedim, kusura bakma ama milliyetçilikle bir alaka gerçekten kuramamaktayım. Milliyetçiyimdir değilimdir burada savunduğum düşünce bu değil. Bu tarz yakıştırmalara "komunist yaklaşım" derim güler ve geçerim. Orhan Pamuk denilen yazardan bahsediyoruz.
Orhan Pamuk(çuk) gibilerini ve türevlerini biz zaten okumuyoruz... :o)
Ayrıca boykotu destekleyen herkesi aynı kefeye koyman şaşırdığım diğer bir noktadır; şu televizyonda izlediğin olaylarla ben gibi düşünenler arasında kurduğun bağdan bahsetmekteyim. Şu ana kadar bir yerleri bombalamış falan değilim rahat ol..:))
Sizler (kimsiniz bilmiyorum ama bir tahminim var) Orhan Pamuk(çuk) okumaya devam ediniz, Fransız ürünlerini kullanmaya da. Ben de düşüncelerimi "özgürce" söyledim. Sorun düşünce özgürlüğü değil o halde.
Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlardan bahsedelim bir dahaki sefere.
Ben de elimden geleni ardıma koymam bundan sonra. :o)
Huzurlu kalın..
Fransa'nın yaptığı şeyin yanlış olduğunu düşünüyorum. Ama boykot yapmak, hele hele konsolosluk binalarına saldırmak gereksiz ve yanlış bir tepki.. CNN Türk kanalında izlediğim bir programda duyduğum şu ki, Türk tarihçilerde bu mevzunun olmadığına dair önemli belgeler, kanıtlar varmış. O halde yapılması gereken şey 'boykot' gibi bi' halta yaramayacak tepkiler (sadece milliyetçi insanlar kendini tatmin etmiş olur) yerine tarihçilerimizin ortaya çıkıp bu konuyu kapatması kesinlikle daha şık olur. Onları engelleyenin ne olduğu ise bir başka soru işareti..
***
Orhan Pamuk ise kendine göre bir doğruyu açıklamış. Eğer doğru olanın o olduğuna inanıyorsa, ülkesinin çıkarı için sessiz mi kalmalıydı? Ya da yalan mı söylemeliydi?
Diyelim ki Ermeni soykırımının olmadığı doğru bir şey.. Bu durumda bir Fransız'ın bu doğruyu açıklaması da, eğer siz Fransız olsaydınız, size göre vatanına ihanet olurdu.. Çünkü bu doğru da Fransa'nın çıkarlarına ters geliyor..
Özetle: Pamuk'a katılıp katılmamakdan ziyade, onun düşüncesini açıklama özgürlüğünün yanındayım..
...ödülün Orhan Pamuk'a layık görülmesinden sonra artık Nobel Edebiyat ödüllerinin neye göre verildiğini gayet iyi anlamış bulunuyoruz. Bu ülkenin ekmeğini yiyip ona küfür etmekle başlanabilir. Çok satan ama az okunan bir yazar olmak hele hiç önemli değil. :o)
çok ii bi noktaya parmak basmışsın yaf :) tebrikLer :))bayıLdım bu kısmına yazının..
Bu güne kadar bu ödülü alanların ülkelerindeki konumunu anlamak
için nette arama yaptım ama sonuç alamadım.Engin Ardıç yazısın-
da bu ödülle ilgili açıklama yapmış.İşte bir bölümü..
"Nobel uzun süre 'antikomünist' yazarlara verilmiştir, şimdi artık 'ülkesini kötüleyen ve Batı'ya biat eden geri kalmış ülke yazarlarına' veriliyor.
Örneğin, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük on şairinden biri olan Louis Aragon, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük on romancısından biri olan Andre Malraux bu ödülü alamamışlardır. Proust'a da verilmemiştir bu ödül, Joyce'a da, Tolstoy'a da, Musil'e de, Roth'a da, Malaparte'ye de. Bu adamları hiçe sayan bir 'kraliyet bilmemnesine' ben tükürmem. Nazım Hikmet'e bu ödülü vermeyenlere de selam bile vermem."
...
Yazının tamamı için..http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=55471,10,2
nebel yılda bir alınan bir ödül ve bugüne kadar hiçbir Türk yazar bu ödülü almamıştı.bence bu herkese örnek olmalı ve ne olursa olsun bu sene ödülü biz aldık diye mutlu olmalıyız..
Bende ödüle sevinebilmeyi isterdim ama İki olay aynı güne denk gelince sevinemiyor insan .İki gündür çevreme ve özellikle aileme anlatmaya çalışıyorum iki olay arasındaki bağlantıyı anlamıyorlar.Hatta beni suçluyorlar ben mişim tuhaf olan.Hala sevinebiliyorlar ödüle.Orhan pamukçuk zaten okumadım hayatım boyunca.Boykotunu destekliyorum sonuna kadar.
Bu konu ile ilgili ben hâlâ bir şey yazmayacağım..
Çünkü ağzımda pamukçuk çıkabilir.. :))) (Pazar sabahının ilk kötü espiris :P )
tabi yazmıyorum demek söylenmiyorum demek değil..
Şimdi biz adını ne kadar sık kullanırsak popülaritesi o derece artacak ve
biz yine bir sonuç elde edemeyeceğiz...
Ülkesinden, Türk'lüğünden utanan bir yazarın ülkemiz adına aldığı bir ödül olduğunu düşünmüyorum zaten..O yüzden bir Türk Vatandaşı olar ben sevinmedim..
Bugün soykırım iddiasını kabul edip, soykırım yoktu demeyi suç kabul eden ülkenin imparatorunun, zamanında Osmanlıdan, Kanuni Sultan Süleyman'dan istediği yardım aklıma geldi..
Şimdi ise..
Neyse yazmayacağım...
Tarih tekerrüden ibaret ise yeniden biz söz hakkımızı elimize alacağız Dünya ülkelerine karşı..
Belki biraz zorlanacağız ama Atamızın dediği gibi
"Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!"
Hatta içimden geldi, buraya hepsini ekleyeyim olur mu cici anne..
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
teşekkürler yalnız şimdilik ben almayayım.. zaten o toplantıya da kazara katılmıştım :o) başka zaman elbet tanışırız, gene blogcu buluşması tertipleyelim bir ara.:)