Sahil kenarlarında, mesire yerlerinde, oralarda buralarda gezinirken "eğlencelik çiğdem" diye bağıran seyyar satıcılar olur hani, gerçi ben hiç haz etmem yolda yürürken çiğdem yenmesinden ve sokakların pisletilmesinden. İnsan elinde bi tane poşet alır en azından ve oturarak yenir diye düşünürüm hep. Mesela çimlik alanlara çimlere basmadan oturulabilir gibi.. :)) Bunlar da sevdiğim ve bildiğim sorulardır, burada da böyle çiğdem tadında "eğlencelik sorular" olsun dedim. Şimdi "Çiğdem nee?" diye soracak olanlar da olabilir, saygı duyuyorum. Bizler "çekirdek" yerine "çiğdem" deriz bu taraflarda şaşırabilir kimileri, ondan yani bu karmaşıklık. Karışmasın demek isterim. Neyse konu dağıldı. Çerez sevmeyenler şimdiden kusura bakmayınız. Zeka soruları sevenlere gelsin bu yazı. Ben de biraz dersime çalışmaya gideyim. Gerenk yok aslında ama. :o) Neyse gittim ben..
...
1. 2 kişi bir miktar pastayı yalnız bir bıçak yardımı ile adaletli olarak nasıl paylaşabilir?
2. 8 küçük misket var. Misketlerden biri diğerlerinden daha ağır. Bir de çift kollu terazi var. Bu teraziyi kullanarak sadece 2 kere tartma işlemi yaparak ağır olan misketi nasıl bulabiliriz?
3. Enine ve boyuna simetrik daire şeklinde bir pastayı 3 doğrusal bıçak darbesi ile 8 eş parçaya nasıl ayırabiliriz?
4. Geceleyin en fazla 2 kişi taşıyabilen bir köprüden 4 kişi karşıya geçmek istiyor. Bu dört kişiden biri karşıya 1 dakikada, biri 2, biri 5, ve sonucusu 10 dakikada geçebiliyor. Yalnız bir el feneri var ve ışıksız köprüye çıkılamıyor. Ancak yavaş giden yanındakini de yavaşlatıyor. Mesela 2 dakikada ve 10 dakikada karşıya geçebilen kişiler birlikte 10 dakikada geçebiliyor. Dördü birden karşıya en az kaç dakikada geçebilir?
5. Öğretmeni Seda'ya çözmesi için 35 soruluk bir test verir ve ona doğru çözeceği her soru için 3 çikolata vereceğini, yanlış yapacağı her soru için de 1 çikolatayı geri alacağını söyler. Soruları çözdükten sonra Seda'nın 5 çikolatası olduğuna göre Seda sorulardan kaçını doğru yapmıştır?
Slm, buraya ilk defa uğradım ve eğlencelik sorular bayağı zorladı beni:) Bu arada bazı terminolojik açıklamalar yapmak istedim: Çiğdeme bizim memlekette (adana) günebakan denir..."Çekirdek çitme" eylemi ise "günebakan çıtlamak" şeklinde ifade edilir ki bu ifade çok hoşuma gider. Gergin abi'nin yorumunda yazdığı şekilde kabukları tükürerek çekirdek çitmenin ise Tekirdağ-Şarköy yöresinde özel bir ismi var : "çat pat kara duman". Valla billa satıcılar çekirdek, çiğdem veya günebakan değil "çat pat kara duman" diyerek satıyorlar bu mamülü.
Merhaba dungeon samimiyet yok ama ben gene de bi nasılsın la söze başlayım siten çok hoş derler ya genelde blogcular bende öle diyim ama abartısız çiğdem konusunda çok haklısın gerçekten artık parklara girildiğinde herkesin eline mecburen bi poşet vermek lazım olmuyo başka türlü sorularına cevap vermekte zorladım kusra bakmayasın genelde subjektif neyse fazla söz felsefeye girer simyacinin bundan sora uğrak yeri olcak izninle bloğun......
Önümüze çiğdem niyetine bir avuç soru bıraktın sırra kadem bastın sanki :))
Yaz okulu bitti sanırım..Şimdi sıra gecikmeli yaz tatilinde mi?
Şimdi bende bir dizi soru hazırlayacağım Dungeon nerede, kiminle, ne yapıyor şeklinde uzayıp giden tahmin soruları.. :))
Senin Çiğdem niyetine bıraktığın sorulardan daha kolay olacağı kesin...
Seni özlediğimizi dile getirirken Sevgilerimi yolluyorum her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan.. :))))
İMZA:
Cici annesi tarafından terk edilen bir garip kız çocuğu... :))
(Zaten yaz tatili dönemi bitsin Serap EZGÜ'nün programına falan başvurucam o zaman kadar senden ses çıkmazsa.. Gerisini sen düşün.. :)))
Yavrucum neredesin ?
Çiğdem yedin de boğazına mı kaçtı ? Hastahaneye mi gittin ?
uff ya ben de amam kötü fikirliyim..
Hee buldum..Sen beyaz atlı prensini buldun ve o prens kaçırdı seni değil mi ? Evlendin kesin sen.. Evet evet evlendin hatta şimdi iki çocuğun vardır.. Eehh ne diyelim.. Allah mesut etsin:)
Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin mübarek olsun...
Benim guzel kizim epeydir blogumu ziyarete gelmiyor ben gideyim kandilini kutlayayim dedim canim opuyorum seni sevgilerle kal kendine cok iyi bak
BLOGDA TANIŞTIĞIM GÜZEL ARKADAŞIM BELKİ BİR SÜRELİĞİNE AYRI KALICAM AMA BURDAKİ GÜZEL DOSTLUKLARI ASLA UNUTMAYACAĞIM.SENİNLE FETHİYE TATİLİMİZİDE BİR TÜRLÜ GERÇEKLEŞTİREMEDİK AMA NASİP BİR BAŞKA BAHARA KENDİNE BLOGA VE BLOGCULARA İYİ BAK
güzel sorular ama üsteki yazıyı okuyunca ya çiğdemle eğlencenin ne alakası dedim çğdm dağ taşda bulunan güzel bi köklü ot ama kökü çok leziz tabi tabir faklıymış
ya bu arada izmire gidip seni göremeya fırsat buladımya ona yanarım
saygılar ..
bir insana dokunduğumda
alev alaz olurdu bedenim
kelebekler düğünlerine davet ederdi
kırlangıçlar alırlardı kanatlarına
ülke ülke gezdirirlerdi beni
tüm üzümleri insan gözleri gibiydi
o zamanlar
babildeki asma bahçelerinin
ve kokuları sevgi rengindeydi çiçeklerin
ellerimde binlerce ateşböceği taşırdım
geceleri gökyüzünden
gözlerimle yıldız toplardım
aklımdan neler geçerdi, ne düşler kurardım
dilimden dillerine insanların
bal damlardı
anımsamıyorum ne zamanlardı
gün oldu
bastılar demirli postallarıyla
yüreğimin üstüne
ve ağızlarında
binlerce kana bulanmış bebe
insanlığımı kemiren kanlı katiller
tıslayarak bir yılan hainliğinde
kanadı düşlerim
bakışlarım
bakışlarım hiçbir pırıltı taşımaz oldular artık
kara deliklerle doldu içerilerim
ürküntü içinde günlerim gecelerim
bir o kadar da tenhalarda kaldım
kapkara oldu gökyüzü
siyah bulutlar sardı güneşi
daha önce hiç tanımadığım
karanlığa çözülüyor
esmer kız saçlarının örgüleri
son ışık tozları da yok oluyor gecede
kokularını terkediyor dağ gülleri
kim o ağlayan tanyerindeki
hangi kızın hıçkırıkları duyduğum
anası bir de babası toprağa gömülü
bebeler mi kaçıyor yılandan
küçücük omuzlarında ölümün kokusu
ve çanlar çalıyor aralıksız
çaresiz çığlıklar sarıyor her yanı
nerde kaldı sevgi nerde
susmak zamanı geçti
artık düşlerim deliriyor bak
bir söz hemen
ya da bir şarkı duymak istiyorum
içinde sevgi olan
büyülesin umarsız düşüncelerimi
defolsun kahrolası örümcekler
beni terk etsinler
terk etsinler evrenimi
15 Ağustos 2006, 04:53
Not : Sevgili dostlar, ben şair değilim; değişik dönemlerde yaşadığım sıkıntılar da oldu, ancak hiçbiri son günlerde yaşanmakta olan insan barbarlığının etkilediği kadar derinden yakıp yaralamadı beni. Bu olayın etkisi ve Reyhan SUR'un şiirinden esinlemeyle yukarıdaki şiiri kaleme aldım. Lütfen bağışlayın.
Cigdemin ne oldugunu sonradan ogrendim tabii,, sizin orada buyuk bir kuruyemisci grubu var adini unutum simdii,, her gelen oradan bize cigdem getirir,, aramizda kalsin ben pek oranin cigdemini sevmedimm, varmi tadim cekirdekleri gibisii,, kendine iyi bakk, iyi haftalar sevgili dungeonnn,, !
bunlardan bazılarını lisede psikoloji hocamız zeka testi olarak sınıfta yarışmada sormustu...
o zamanda baya ağlenceliydi (hocadan önce doğru cevabı bilince güzel oluyor elbette :) )
Ben bu yaşıma kadar (30) çekirdek dedim ve ara ara evde alıp çitledim...Ama Izmir e yerleştiğimden (yaklaşık 4 ay oldu sanırsam) bu yana şaşkınlık içerisindeyim sahiden. Bu kadar çekirdek /çiğdem yenen ve bir o kadar da sokakları parkları tertemiz bir başka yer yoktur sanırım. Burada insanlar yürürken , otururken, muhabbette, her yerde ellerinde 1 poşet çiğdem, hem çıtlıyor hem muhabbet ediyorlar. Ama yine de heryer tertemiz, ama bunun sebebini de yeni buldum, her parkın en az 3 bekçisi/temizlik ve bakım elemanı var. Sürekli temizleme, yıkama,sulama halindeler.. Şaşmaktayım şehrinize insanlarınıza.. Ama alıştım biraz galiba sanırım,arada bende çitliyorum ama ben yere atmaya kıyamadım,kıyamam da, ben elimde bir kesekağıdında toplayıp sonra çöpe atmayı tercih ediyorum.