| dungeon |
e-posta:
|
Modern Fizik ve Bitirme Projesi: Ben Var Mezun Olmak* * * Son iki ay içerisinde başıma gelenlerin haddi hesabı olmayınca bloga yazı ekleme işini bir müddet askıya almıştım. İşin bilinmeyen kısmından bahsedeyim biraz.
Daha evvelden (geçen senenin yaz ayları olmalı) bas bas bağırdığım gibi bu dönem mezun olma gayesi içerisindeydim. Fakat mezun olup olamayacağımdan emin değildim, hem de son ana kadar! Özellikle son iki ay yaşadığım ani iki ölümün ardından toparlanmam biraz zaman aldı tahmin edersiniz. Sonunda kabullendik, güya atlattık, hayat böyle dedik. Çok konuşmadım daha sonra zaten fırsatım olmadı, beni oyalayan şeyler vardı fazlasıyla.
Ocak ayında bitirme projesi ve iki adet final sınavım fazlasıyla başımı ağrıttılar. Bir ara bitirme projesinden kalma ihtimalim ortaya çıktı ve son bir "gazla" "kastım" bu işi, ne kadar kasabilirsem... Danışman hocalarım da desteğiyle bitirmeden de kalmamış oldum. Aslında kalsam da umurumda olmayacaktı ya, benim için okul geçen sene bitmişti çünkü...
Diğer iki dersten bir tanesi hiç zorlamadı beni, geçen sene (78-47) ile kaldığımdan ve dersi iyi bildiğim için sadece sınavlarına çalışıp girdim ve geçtim.
Öyle ya da böyle, "ben var mezun olmak", gerisi boş. :) Rahatlamak böyle birşeymiş. Zafer sarhoşluğu içerisindeyim bir süre daha. Sonrasında da artık önümüzdeki maçlara bakacağız, acelemiz yok. :) Şimdi de sizleri aşağıdaki cevapsız kalan sorular ve ilgisiz konularla baş başa bırakıyorum. (bırakmıyor da olabilirim) Yakında dönerim, umarım... :) İLGİSİZ KONULAR: * 1s, 2s, 2p, 3s... (?) * Bu dersin elektrik-elektronik mühendisliğine etkisi ve katkısı (!) * Bu dersi ileride nerelerde ve hangi akademik veya bilimsel çalışmalarda kullanacağız? (?) * Bu dersten geçmenin zor olma sebebi (!?) ... 9/2/2007 - yorum {22} - yorum yaz2. Bademcik Olayı, Çile Bülbülüm, Bayram, Yılbaşı* * * Hatırlayacak olursak 8 Ekim'deki kişisel bademcik iltihabı haberim o sıralar dungeon blog sınırları içerisinde epey konuşulmuştu. Aynı yazı dergii aralık sayısında da yer aldıktan sonra bademciklerim yeniden uyartılmış olmalılar ki gene aynı şekilde sakızımsı oluşumlar ortaya çıkardılar son birkaç gündür. Ben de anlamıyorum nasıl başarıyorum böyle hasta olmayı, hastalık kapmayı.. Kendimi bir kere daha tebrik ediyorum.
Zaten nanemollanın biriyim, moral deseniz eksilerde geziniyor bazen güneş açıyor buzlar eriyor. Kötüyüm, bir kötüyüm bir iyiyim, gülüyorum, eğleniyorum, ağlıyorum, oynuyorum(!), "çile bülbülüm çile" havasında.. Daha 3 ay dolmadan yeniden iltihaplanan şu boğaz yollarım sebebiyle birkaç gündür sürekli uyuyorum.. Koyunları zıplatıyorum aynen bu şekilde.. Az çok toparlandım sanırım...
Bademcik iltihabıma gelince yeni bademcik resmi isteyenler(!) sizleri de unutmadım. Yalnız bu sefer yeni resmimi yazı bölümünde asmamaya karar verdim linke tıklayıp bakarsınız. Merak edenler için ağız içimin son hali: tıkla (18 yaşından küçükler tıklamasın.) Şaka maka ameliyat yolu gözüküyor gibi, hadi bakalım hayırlısı.. Olursa herhalde onun da haberini yayınlarım burdan.
Bu arada benden duymuş olmayın ya da duyun, bugün yüzyılın en soğuk günüymüş. İstihbarat pek güvenilmez herhangi birinden gelen bir bir sms olsa da doğruluk payı vardır dedim ben, iyi niyet ve saygıyla karşılıyorum. "Sıkı giyin dikkatli ol!" gibi önlemler sıralanmış.. Ben zaten hastayım, hasta olmayanlar düşünsün diyorum, dikkatli olun aman siz de üşütmeyin benim gibi, hastalanmayın, yüzyılın soğuğu öyle böyle değil yani. Yeni yıla hasta girmeyin, bayramda hasta olmayın.
Şimdi hasta insana bir de hasta bakıcısı gerekir, yani olursa iyi olur değil mi? Yalnız yaşamanın verdiği zorluk ve sıkıntıdan dolayıdır ki haliyle kendime baktıracak kimse bulamayışım, bakan kimseleri işte abla olur, kuzen olur, arkadaş olur(!) memleketlerine yollamam sonucunda çaresiz kaldım buralarda kaç gündür.
"Issız yuvanda tektin Çekilmez çile çektin Kim derdi gülecektin Çile bülbülüm çile Çile bülbülüm..."
Ne yapayım ben de memleketime gidiyorum hem bayram hem yılbaşı zaten gidiyordum ya işte sebepler arka arkaya sıralandı böylece. Memleket diyorum da garip geliyor bana yakın olunca, İzmir-Aydın arası otobandan 1 saat 10 dakika ondan dolayı.. (İroni, alınmasın kimseler)
Kurban Bayramı, yeni yıl heyecanı bir arada bu sene, ilginç olacağa benzer. Mübarek olsun, kutlu olsun, mutlu olsun mesajlarının hepsi birbirine karışabilir şu zamanlar, doğaldır.
Yılbaşı akşamı hasta olmayın bütün seneyi hasta geçirirsiniz aman dikkat edin..:P Hala bayat espri yapabiliyorum, o da güzel..
İYİ BAYRAMLAR! MUTLU YILLAR!
28/12/2006 - yorum {35} - yorum yazDoğum Günü Çocuğu Dungeon: Yorumların Efendisi* * * Bundan tam bir sene önceydi, gecenin bir vakti uykusu kaçmış bir halde sanal alemde gezintiye çıkmışım, bir yerden öbürüne geçerken blogcu.com sitesiyle karşılaştım. Günler geçti gitti koskoca bir sene bitmiş, isim bulma konusunda ise hiç özen göstermedim. Zaten kullandığım bir nickti dungeon, hiç düşünmeden aldım. İzmirli gençler DUNGEON'u bilir. Şimdilerde eski tadında olmayan ve bundan 3-4 sene önce bir numara olan bir rock bardır kendisi. Ben de her gece orda takılıp ayyaş misali biraları yudumlayıp olay çıkaran biri olduğum için bu ismi kendime layık gördüm. Zindandan gelen dan-çın sesleriyle rüyalardan uyandım kaç kere. "Hayır, ben masumum... Tüh yaa, rüya değilmiş meğer gerçekmiş hepsi..."
Bir bakalım "blog neymiş, ne değilmiş, nasıl birşeymiş?" derken az zamanda olayın farkına varmıştım. Blog "kesin sınırlar içinde tanımlanamaz" birşeymiş. Hangisi doğru hangisi yanlış, kimsenin karar veremeyeceği bir şey, herkesin kendi alanı, kendi evi. Bana göre süt ona göre çikolata. İstersem sabaha kadar müzik dinlerim, istersem resim yaparım bloguma koyarım, fotoğraf çekerim, senaryo üretirim, video izlerim. Kimse karışamaz hesabı bir şey, blog...
- Komşu bloglar rahatsız oluyo ama şikayet geldi! + Pardon beyefendi/hanımefendi rahatsız olduysanız Alt+F4 yapıp sayfayı kapatabilirsiniz. Herşeyi benden beklemeyin canım...
Ben sürekli alıntı yapıyordum ordan burdan aşırıp aşırıp bloga yapıştırıyordum, sonra kendi yorumumu da katmaya başlamıştım. Hem böylesi daha da zevkli gelmişti. Kendi evimde kendi çapımda eğleniyordum bu bana yetiyordu, hala daha öyle birşey değişmedi. Benim blog anlayışımın temeli de ister istemez bu oldu...
- Saçmalık bu yaptığın imitasyon blogcu seni.. Yazılar senin yazıların bile değil! + Anonim diye birşey var bilmem duydunuz mu? Ben internetten aldığımı internete veriyorum, oldu mu canım? Beğendiğim bir şey ve buraya beğenerek ekledim. Benim bloguma bakmazsın, olur biter!
Kısa kısa cevaplar vermek de yeterliydi aslında.
- İğrenç bir blog! Boş işler bunlar iyyyy! + Sağ ol!!!!!! Bir ay içinde blogcu/forum'a dadandım, daha yeni yeni gelişiyordu forum, ben de birçok şeyi yeni öğreniyordum. Hobi olarak baktım herşeye, fazlası hiç olmadı. Zamanın yetmemesi de var, bir sorun. Birşeyler öğreneyim, öğrendiklerimi paylaşayım, herşeyi bilmesem de olur. Yardım sever biriyim sanırım forumun müdavimi oldum çıktım o ara, zaten forum da yeni, hemen dikkati çekmiş olmalıyım ki bana tez zamanda moderatörlük görevi verilmişti. Gün geldi forum sıkıntılarımı unutup bir kenara attığım yer oldu, gün geldi tam tersi sıkıntım oldu. Ama benim için her zaman blogcuyu sevme nedenlerimden biri oldu..
Sonra diğer blogları da takip ettikçe yazılanlarla beraber yorumlar da ilgimi çekmişti. Hoşuma gitti yorumlaşmalar. Blogekle oluşumuna katılmam da bu hevesten kaynaklansa gerek. Daha sonra bir başıma kalacağım ise aklımın ucundan geçmemişti. Blogları gezip bir yandan okuyor, bir yandan yorumluyordum. Dikkatimi çeken olaylar oldu özellikle yorumlar konusunda, aktif blogculuk olayının sırrını öğrenmiştim. Ama kendi üzerimde uygulamadım. Ne kadar yorum, o kadar aktiflik, yorum sayısına göre ana sayfada teşhir ediliyorsun. Aktif kalma çabasındaki kişileri ise yadırgadım haklı olarak, komiktiler. Hepsi değil ama bariz birkaç tanesi 10 tane yorum aldıysa 10 tane de cevap yazıyordu ve bu ben gibi birçok kişinin de komiğine gidiyordu. Diğer blogları gezip boş boş yorum atanları da görmüştüm, bu da diğer taktikleriydi. Şaşırdım, yadırganmayacak gibi de değildi. Birçok yerde tartışmalar oldu bunlarla ilgili, o zamanlar ben yeniyim.. Meğer benden çok önce de bu tartışmalar olmuşmuş. "Bunun neresi aktiflik" diye feveran ederken yeni sürümle birlikte aktif saçmalığı tarihe karışmıştı. Ne ilginçtir, ben bu kadar yakınırken son bir hafta kendimi o listede bulmuştum, işin en komik taraflarından biri de buydu..
Aradan çok zamanlar geçti, yorum yazmak ve yorum almak konusu gündemdeki yerini her zaman korumaya devam etti. Kendimce blogların çok yorum almasını sağlayan şeyleri saymak isterim:
İyi de ben bu kadar konuştum, neden son zamanlarda hiç yorum al(a)mıyorum? Çünkü en önemli ve olmazsa olmaz o birinci maddeyi artık yerine getirmiyorum. Karşılık vermeye kalktığım vakit çok fazla yorum yazmam gereken blog var. Son zamanlarda yetişemeyeceğimi iyice anladığım için özellikle son bir aydır kendimi çekmeye karar verdim. Bloga yazı da yazmaz oldum, sıkılmış da olabilirim ama bu yorum yazamayışımın da etkisi büyük. Bana değer verip yorum yazan, aynı zamanda benim de değer verdiğim insanlar olunca sıkıntı bu durum bende sıkıntı yaratıyor. Geri dönüşümü var mıdır ilerleyen günlerde göreceğiz..
Şimdi günün tadını çıkarayım, blogumun yaş günü pastasını keseyim. İki gün arayla doğum günü pastası kesmek de benim ayrıcalığım sanırım. (bkz: profilim )
- Blogun harika, tebrik ederim. + Teşekkür ederim.
Önemli mi, önemsiz mi, yorum.. Tabii ki önemli. Hayır, aslında hiçbir şey... 1/12/2006 - yorum {27} - yorum yaz
|
|