| dungeon |
e-posta:
|
Bayanlara Özel Kurslar* * * Hazır yaz mevsimindeyken kurslara gitmeler de başladı ya hani.. Kimi tatilini yapıyor kumsallarda, bazısı da kumda oynuyor çocuklar gibi onlardan bahsetmiyorum.. Yazın sıcağında azimle ehliyet kursu, yabancı dil kursu, hobi, örgü, boncuk, cıncık ya da incik gibi kurslara gidenlerden bahsediyorum.. (Ne iyi ediyorlar en azından vakitleri değerleniyor.. Ama tatil de yapın azıcık, benden örnek alın biraz.. Bu sefer de kafayı böyle birşeylere taktım işte... ... KONU 1. Yakınmadan anlatım teknikleri. KONU 2. Alışveriş yapmadan stres atma yöntemleri. KONU 3. Hamam böceği bir insanı yutabilir mi? KONU 4. Karar verme teknikleri. Ne giyeceğine karar verebilme üzerine KONU 5. Direksiyonu hiç değiştirmeden ileri gidip tekrar geri gelindiğinde araba usanıp da düzgün park eder mi? KONU 6. Annesinin yaptığı böreği yemesi ile karısına ihanet etmesi arasındaki kavramsal farklar? KONU 7. Çamaşır makinesine atmadan önce neden cepleri boşaltmak gereklidir? KONU 8. Evde eşyalar kullanıldıktan sonra neden tekrar yerine konmalıdır? KONU 9. Hanıma sıklıkla hediye almanın, çiçek getirmenin ve dışarıya yemeğe götürmenin ekonomiye etkileri. KONU 10. Erkekler (eşler) neden sadece yere bakarak yürüyemezler? KONU 11. Telefonda kısa konuşma teknikleri. KONU 12. Ocakta bırakılıp gidilen tencerenin dibi neden bir süre sonra yanar? KONU 13. Oniki çiftten daha az ayakkabı ile hayatta kalma teknikleri. KONU 14. Paket paket diyet bisküvi yiyerek neden kilo verilemez? KONU 15. İhmal hesapları. Duble hamburgerin yanında içilen kolanın diyet olup olmaması neden önemli değildir? KONU 16. Bellek geliştirme teknikleri. Cep telefonu pin kodu akılda nasıl tutulabilir? KONU 17. Karmaşık teknoloji ürünlerini kullanabilme. Cep telefonunda numara kaydetme üzerine uygulama. Televizyon kumandasında kanal kaydetme üzerine alıştırma. KONU 18. Gazete okuyan erkeğe katlanabilme. KONU 19. Final maçının oynandığı saatte beşinci tekrar oynayan diziyi seyretmemek birşey kaybettirir mi? KONU 20. Neden erkekler hafta sonu dinlenmek isterler? KONU 21. Yoldan geçen herkes sizin gideceğiniz yeri bilir mi? Bilenler de her zaman doğru yön tarif eder mi? Bilmeyenler her zaman "Bilmiyorum" der mi? KONU 22. Kredi kartıyla satın alma ile bedava alma arasındaki farklar. KONU 23. Hiçbir zaman giyilmeyecek bir pantolonu indirimde yarı fiyatına almakla kim kar eder? KONU 24. Şerit değiştirirken özellikle de sol şeride geçerken her zaman frene basmanın anlamsızlığı. KONU 25. Arabayla köşe dönerken direksiyonu sonuna kadar çevirip gaza ... 24/6/2006 - yorum {30} - yorum yazÇocuk soruları, Babalar Günü ve ÖSS* * * Öncelikle bir önceki yazıyla ilgili açıklamam izin verilmesini isterim..:)) Gittiğim balo aynı zamanda benim de mezuniyet balomdu.. :o) Bizim bölümün mezuniyet balosu kavramı olmadığı için ben de başka bölümlerin balosuna katılmış ve arada kaynamış oldum. Zaten mezun olmama 3 ders kaldı okulu uzattım dediysem, onları da seneye ilk dönem alabiliyorum.. Yoksa ben haylaz biri değilim yani aman yanlışlık olmasın... :o) Güzel bir geceydi, mezuniyet gecesi gibi bir geceydi, eğlence yerine gitmek gibi oldu bir yandan eğlendim de baya..:)) Şimdi de konuyu dağıtarak çocuklarla ilgili bir yazıdan bahsetmek isterim. Çocukların sorularına cevap vermek sabırla ilgili bir durum halini alır bazen.. Aşağıdaki sorular da bunun kanıtı gibi birşey.. İnatçılık mı, huysuzluk mu, çabuk kavrayamamak mı, gıcıklık mı..:)) Artık ne dersek diyelim.. Ama çok sevimli oldukları da bir gerçek.. * * * Çocuk: Baba bu ne? Baba: Çakmak (1 dakka sonra) Çocuk: Baba bu ne? Baba: Çakmak ... Çocuk: Baba bu ne? Baba: Çakmak oğlum.... Çocuk: Baba bu ne? Baba: Gazoz kapağı. Çocuk: Olur mu o çakmak! ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Anne balıklar su içer mi? Anne: ........... ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Anne: Oğlum çık yukarı babaannenden biraz yeni bahar iste.. (Çocuk merdivenlerin yarısından döner ve..) Anne: Oğlum eski bahar diye birşey yok, sadece yeni bahar vardır. Çocuk: Niye ama anne, yeni bahar varsa eski bahar da vardır, hem olmasaydı niye yeni bahar desinler ki? Anne: Öyle demişler işte oğlum, o bir baharat çeşidi. Çocuk: Nasıl yani? Şimdi gerçekten eski bahar yok mu? Niye yok? (Anne delirme noktasına varmak üzeredir) Anne: Oğlummm, çık yukarı babaannenden yeni bahar al da gel hemen! ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Baba, yeni aldığın ayakkabılarım ne renk? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Anne ben kurt olsam ablam da ormanda kuzu olsa o zaman benden korkar mı? Anne: Korkar oğlum. ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Bunu kırıyım mı? Baba: Hayır. Çocuk: Bunu kırıyım mı? Çocuk: Neden? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Hamile bir kadına: Çocuk: Sen çocuğunu niye yedin? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Anne ne zaman olacak bu yemek? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Anne ben nerden çıttııııım? Çocuk: Peki oraya nasil dirdiiiiim? ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Çocuk: Anneee, bu kedinin kuyruğu niye uzamıyo? Anne: Ne? Çocuk: Çekiyorum ama niye uzamıyo? ...... Hamile kadına sorulan soru bana tanıdık geldi epey.. :)) Kedinin kuyruğunu çekince de n'oluyo be hey çocuk dedim.. :)) Oluyor demek bazen böyle.. Bilerek gıcıklığına soruyorlar sanırım bu soruları, 3-4 yaşında olanlar hep böyleler.. Bu arada bugün için tüm babaların Haziran ayının 3. Pazar günü olan Babalar Günü'nü şimdiden kutlarım, böyle günlere pek rağbet etmesem de en azından "Kutluyorum" diyerek geçmek isterim.. Böyle günlerin sadece hatırlamak için gerekli olduğunu düşünmüşümdür daha fazlası değil.. :o) Bugün yani aynı gün ÖSS'ye girecek arkadaşlara da sınavlarında başarılar diliyorum. Allah zihin açıklığı versin. Heyecana hiç gerek yok, soruları sakin sakin cevaplarsınız.. Dungeon ablanızdan tavsiye..:o) Dilerim hayal ettiğiniz bölümleri kazanmak için gereken puanları alırsınız.. Sınavdan sonrası için de şimdiden geçmiş olsun dileklerimi iletirim. Ben de finalleri bitirdim şimdi sonuçları bekliyorum, beklemedeyim.. O zaman hepimize kolay gelsin.. :o) ... Not: Bir de bu var eskilerden: Çocuklar babaları hakkında ne düşünürler? bunu da hatırlatayım dedim.... 18/6/2006 - yorum {32} - yorum yazNe mutlu Türk'üm diyene!Osman Bey diye bir Türk varmış... Bu da Osman Bey'in bir gün içinde başına gelenler dizisi ve sıralaması... Hepimiz birer Osman Bey'iz aslında... Siz de içinizdeki Osman Bey'i dışarı vurun bu yazıyı okuduktan sonra... * * * Sabah uyanan Osman Bey Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi. WC 'ye uğradıktan sonra banyoya geçti. Clear şampuan ve Protex sabunuyla duşunu aldı. Colgate ile dişlerini fırçaladı. Rowenta ile saçlarını kuruttu. Bill's gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi. Lipton çayını içti. Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi. Citizen kol saatine baktı. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak rock müziği buldu. Ağzına bir Polo şeker attı. Şehrin göbeğindeki Mega Center'daki ofisine varınca Fujitsu-Siemens bilgisayarını çalıştırdı. Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy'dan nescafe'sini istedi. Saat 10.00'a doğru açlığını yatıştırmak için grissini yedi. Öğlen Wimpy's Fast Food Kafeterya'ya gitti. Ayaküstü Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi. Camel sigarasını yakıp Star gazetesini karıştırdı. Akşam üzeri iş çıkışı Image Bar'a uğrayıp JB'sini yudumladı. Sonra köşedeki shopping center'a ugradı. Eşi Münevver Hanım'ın sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu, Palmolive şampuan, Gala tuvalet kağıdı, Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı, Bonus kartıyla faturayı ödedi. Galleria'ya giden Osman Bey showroom'larda dolaşıp Kinetix ayakkabı, Lee Cooper blue jean satın aldı. Akşam evde bir gazetenin verdiği TV Guide'a göz atan Osman Bey kanallar arasında zapping yaparak First Class, Top Secret, Paparazzi gibi programlar izledi. Aynı anda Outdoor dergisini karıştırdı. Saat 22.00'ye doğru Show'da Türk dili üzerine panel başladı. Uykusu gelen Osman Bey televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken kendini mutlu hissetti. "Ne mutlu Türk'üm diyene!" diyerek gerindi ve uyudu. Hala da uyuyor... Ne zaman uyanacağı ise belli değil...
... Yabancı dilin yaşantımıza girmesiyle bütün bunlar başımıza gelmekte... Bu yazıyla da durum özetlenmiş güzel bir şekilde... Daha eklemeler de yapılabilirdi dedim hatta... Ben Türkçe kelimeleri zor ayıkladım kırmızıya boyadıklarımın arasından... Bir özeleştiri de kendime yapmam gerekiyor tabii blog ismimden dolayı... Dungeon isimli bir blog sahibesiyim sonuçta... Yazıldığı gibi okunmayan, güzel Türkçe'miz varken neden zindan diye bir blog açmamışım da dungeon ismini kendime uygun görmüşüm bilmem... Soruyorum kendime derken böyle bir blogun çoktan açıldığını gördüm zindan yazdığımda... İçi boş bir blogmuş orası ayrı... Ben kadar heves etmemiş blogu açan kişi, Mayıs'ta açıp öylece bırakmış blogunu artık arkadaş kimse... Bana verebilir blogunu tanıyanlar varsa yönlendirin bana... Fiyatta anlaşırız... Ama Dungeon da karizma oluyor be... "Dancın" diye okuyunca... Bir de burası zindana pek benzemiyor ya ondan... Okunuşu cezbetsin, karizma olsun isim yeter... Ben de epey karizmatik bir isim bulmuşum kendime... "Ama ama..." Böyle deme şansım da yok şu saat itibariyle... Ben de bu ismi Bornova'daki bir bardan almıştım işin en komik tarafı... Son sözü söylememe de gerek var mı bilmem... Osman Bey'in gerinip uyumaya hazırlanırken söylediği sözü söyleyecektim zaten... Şimdi kendime bir nescafe yapayım da kendime geleyim çaresiz bir şekilde... İsmi Osman olan tüm beylere saygılar sevgiler... Bizim lisedeyken müdür yardımcımız da Osman Bey'di... Ona da gelsin bu yazı... Haydi Allah rahatlık versin... ... (Emine'ye teşekkürlerimle...) 18/4/2006 - yorum {32} - yorum yaz
|
|