| dungeon |
e-posta:
|
Karagümrük Yanıyor - video* * *
Aslında işin aslı şöyle hakim bey: Aslı'yı ilk gördüğüm gün başlıyor işin aslı "Oğlum" diyorum bizim şavroleye, "Bu kapıyı unutma, birgün ilk bu kapıda gelin arabası olacaksın!"
Karagümrük yanıyor polis beni arıyor
Karagümrük yanıyor, polis beni arıyor "Kıza bişey dediğimiz yok ama Karagümrük yanıyor! Kızı kaçırmasına kaçırıyorsun da Karagümrük'ü niye yakıyorsun be evladım!" "Ben buradan kaçarım, gider bu kez harbiden Karagümrük'ü yakarım" Yaptım, Bayrampaşa'dan kaçtım
Karagümrük yanıyor polis beni arıyor ... Seslendiren: Uğur Arslan 19/12/2006 - yorum {18} - yorum yazHayatın anlamı senin bakışlarında gizlidir* * * Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı... Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zaman da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona "Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar. İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir." demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge "Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor." demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. "Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin." Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış "Evet, kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?". Adam şaşkın bir şekilde şunu söylemiş: "Ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki.". Bunun üzerine bilge "Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel." demiş. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü. Geri geldiğinde bilge, adama "Bahçe nasıldı?" diye sormuş. Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş, "Ama kaşıkta hiç yağ kalmamış." demiş ve eklemiş: "Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.. Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır... Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir."....... ... Hayatımızı güzel yaşayabilmek bizim elimizde.. Bir çay kaşığı zeytinyağı uğruna hayattaki güzelliklerden mahrum kalmayalım ama öyle değil mi? Tek bir noktada takılıp kalmayalım. Vay be ne konuştum ama di mi?.. Biraz da konuyu dağıtayım.. Ek olarak "Güzel bakan güzel görür." sözü var son zamanlarda dilime dolanan.. Şimdi de bol smili içeren bir diyaloga geldi sıra: * * * Birisi: Nasılsın? Mutlu musun? Öbürsü: Birisi: İyi ne güzel, sorun yok o zaman.. Hehehee.. Öbürsü: Birisi: Keh keh keh.. Sağol ciğerim. Öbürsü: - bir süre sonra - Birisi: Şöyle ve böyle olmalı. Öbürsü: Birisi: Yani şöyle birşey var. Böyle böyle dedim ya ben. Zaten öyle olduğunu biliyorsun. Şöyle de bir durum var. Onun için durum böyle böyle. Öbürsü: Birisi: E hep ben konuştum sen hiç konuşmıycak mısın? Hı?? Öbürsü: - daha sonra - Öbürsü: Birisi: Kızım bu kadar saf olunur mu? Öbürsü: ... Bal gibi de olunur vallahi.. Kal da gelebilir.. Bay da gelebilir.. Öğhh de.. Herşey gelebilir.. Ne dediğini anlamadım ben "birisi"nin.. Kaldı "öbürsü" tabii.. Son vuruş da iyi bu diyalogda.. Bakar bakar tebessüm ederim ben burdan.. Hatta odamın duvarına da asayım ben bunu... :o) Son olarak benden bir öğüt... Ne haddime öğüt vermek ama gene de öğütleyeceğim.. Hadi rica olsun madem.. Masumane, naçizane bir öneri.. Hatıra defterlerinden kalma bir laf sevgiye dayalı.. Hani S harfini birleştirip yazabilirdik ya bu işte: "Seni seveni sen de sev." Sözü ziyadesiyle uzatmış durumdayım.. Bugünlük de bana ayrılan sürenin sonuna gelmiş bulunuyorum.. Bir dahaki sefere başka maceralarda buluşmak dileğiyle hoşçakalın, en önemlisi mutlu kalın.. !! İyimser ben.. -bitti- 5/5/2006 - yorum {23} - yorum yazKadınlar ne ister?Bir bayan olarak "tam zamanında" diyorum bu hikayeye.. Sebebi bende saklı kalsın.. İhiiiiiii! Tam zamanında, hem kendi açımdan, hem olaylar açısından hem de olanlar açısından.. Olaylar ve olanlar farklı şeyler de.. Tabi şimdilik diyelim.. Herşeyi anlatayım mı canım burda aaaaaaaaaa!... İmalı imalı konuştum ben de burda sesimi duyurabildiğimi sanıyorum oysa.. Harfler uzadıkça uzuyor.. Zaman bizi giderek üzüyor.. Bu arada yaşıyorum beni merak eden canlarım ciğerlerim hepinize sevgiler saygılar, oo kimler gelmiş kimler.. Hoşgeldiniz efendim.. Gelinin kaynanası, damadın abileri.. Hepsi burdalar bu gece oh oh.. Hani vardır ya düğünlerde Ümit Besen tarzı havası klavyenin başında (o da klavye buda klavye) bir yandan "Nikahına beni çağır sevgilim.." havaları.. O modda değilim tabi ekleyeyim de(!) Sağolun varolun.. Ne diyim ne diyim.. A mı diyim B mi diyim..? Ahaha! diyim bu kadar geyiğin üzerine.. İsterseniz bir de şu hikayeyi okuyun diyim.. ... Yapılan bir savaşta ünlü kral Arthur maalesef esir düşer. Karşı tarafın kralı bu büyük şahsı affedebileceğini ancak bir şartı olduğunu öne sürer. Kendisine bir soru soracaktır. Eğer Arthur bu soruya doğru cevap verebilirse hayatı kurtulacak, aksi takdirde ölecektir. Soruya cevap verebilmesi için bir yıl süresi vardır. Soru aynen şöyledir: "Kadınlar ne isterler?" Bu soru tabi ki dünyanın en zor sorusu ancak kralın fazla bir tercih şansı yoktur, ülkesine geri döner. Türlü alimlere, bilirkişilere danışır. Ama soruya tam bir doğru yanıt bulamaz. Bu sorunun cevabını sadece yaşlı bir cadı bilmektedir. Artık en son gün gelmiştir ve Arthur mecburen cadıya gider. Cadı soruya cevap verecektir ancak bir şartı vardır. Cadı cevap karşılığında Arthur'un yakın arkadaşı, en iyi ve yakışıklı şövalyesiyle evlenmek istemektedir. Arthur yıkılır ve bunu kabul edemeyeceğini söyler. Cadının yanından ayrılır. Şövalye olanları duyar ve krala koşup hiçbir şeyin kralın hayatından daha önemli olamayacağını söyler ve cadıdan cevabı alır. "Kadınlar her zaman kendi özgür iradeleri ile karar almak isterler." Evet kesinlikle doğru olan bu cevap sayesinde kralın hayatı kurtulur. Ancak şövalyenin hayatı sönmüştür. Cadı dünyanın en çirkin görünüşlü mahlukatıdır. Yemek yerken kusar, tükürür ve her türlü olumsuz davranışı gösterir. Şövalyeyle evlenme gününde bile iğrenç davranışlar göstermiştir. Nihayet Şövalye için en kötü an yani gerdek gecesi gelir. Ancak odaya girdiğinde karşısında cadı yerine dünyanın en güzel kadınını görür. Acayip şaşırır ve sorar: "Sen kimsin?" diye. Kadın cevap verir: "Ben evlendiğin cadıyım. Ancak gündüzleri son derece çirkin ve geceleri son derece güzel olurum. Ya da gündüzleri son derece güzel ve geceleri son derece çirkin olurum. Nasıl gözükeceğime sen karar vereceksin." Şövalye çok kısa bir süre düşünür. "Geceleri mükemmel bir sevgili mi? Yoksa gündüzleri eşiyle beraber kazanacağı saygınlık mı?" Şöyle cevap verir: "Nasıl olmak istediğine sen karar ver lütfen. Ben senin her haline karşı saygılıyım." Cadı bu karar karşısında çok sevinir. "Sen bana seçme özgürlüğümü verdin ve beni kısıtlamadın şövalyem. Bu yüzden ömür boyu yanında güzel ve saygılı biri olarak gözükeceğim." * * * Bu özgün hikayeden çıkaracağımız sonuç ne(y)miş onu öğrenelim: "KADINLAR İSTER SON DERECE GÜZEL, İSTER SON DERECE ÇİRKİN OLSUN, ASLINDA HER ZAMAN CADIDIRLAR!" Peki hakikaten öyle miyiz? - Hmmm.. Düşünmem lazım... Ben biraz düşünmeye gidiyorum... 14/4/2006 - yorum {42} - yorum yaz
|
|