| dungeon |
e-posta:
|
Cumhuriyet Mitingleri: Tandoğan'dan Çağlayan'a* * * (Hatırlatma) 14 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi: Ankara'da Tandoğan Meydanı'nda toplandık, Anıtkabir'e yürüdük...Ben de orada bulunan binlerce değil yüzbinlerce insandan sadece biriydim. Blog için biraz geç kalmış olsam da o gün çektiğim bazı resimleri ekleyerek burada bir ya da birkaç hatırlatma yapmak isterim.
Özellikle son bir aydır millet olarak cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenmiş durumdayız, İstanbul Çağlayan Meydanı'ndaki 29 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi'nde de benzer görüntüler yaşandı dün. Atatürk'ün ilkelerini sonuna kadar savunanların tepkileri bunlar, laiklikle bağdaşmayan tutumlar içine girenlerin karşısında duranların tepkileri. Bahsedildiği gibi "bir azınlığın tepkisi değil", esas azınlığın kendisi olan anti-laik kesime karşı az-ınlık olunmadığının en güzel göstergesi.
Medya bu kez TSK'nın e-muhtırasından cesaret almış olmalı ki canlı bağlantılar yapmaktan çekinmedi. Onlara "14 Nisan'da neredeydiniz?" diye sormak isterim. Medya sustu, aslında susturuldu o gün. Ben Ankara'daki yürüyüşü de unutmayalım derim. Dünkü mitingin çıkış noktası da bu miting olmuştur ve Nisan ayı içinde bu iki büyük buluşma çok büyük katılımlarla en güzel şekilde gerçekleştirilmiştir. Katılmak isteyip de katılamayanları, evlerine bayraklar asıp gönlü orada olanları ve destekleyenleri de düşünmek gerekir. Televizyonda izlerken ben de kendimi orada hissettim, Ankara'da olduğum gibi İstanbul'da ben de vardım aslında....
"Çankaya'nın yolları şeriata kapalı" "Susma sustukça vatan elden gidiyor" "Türkiye laiktir laik kalacak" ... Şimdi "Eee, ne oldu? Elinize ne geçti toplanınca, memleketi mi kurtardınız?" diyenlere sadece gülümsemek gerekir. Bir milletin bundan daha güzel bir tepki verme biçimi olamaz, bu görüntüler gelecek seçimlerin de aynasıdır, aynası olacaktır. Kandırmaca anketlerle görüntü değiştirilemez, hesap ortada. Anayasa Mahkemesi'nin kararı ne olursa olsun ortada, "Bugün değilse yarın!"...
Son olarak özellikle "Atatürk düşmanı zihniyet"ler için 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı'nın "Bir gece ansızın gelebilirim"i anımsatan internet üzerinden yayınladığı o çok anlamlı açıklamadan bir ifadeye yer vererek ulu önderimizin sözüyle yazıma son veriyorum. ... "Ne mutlu Türk'üm diyene anlayışına karşı çıkan Türkiye düşmanıdır." Genelkurmay Başkanlığı ... "Ne mutlu Türk'üm diyene!" Mustafa Kemal Atatürk ... 30/4/2007 - yorum {6} - yorum yazYoutube'a erişim yasaklandı, peki sonuç nedir?* * * Bildiğimiz gibi dünyanın en çok ziyaret edilen video paylaşım sitesi www.youtube.com "İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi" tarafından alınan ani bir kararla Türkiye üzerinden erişime kapatılmıştı. Peki bu duruma nasıl gelindi ve erişimi engelleme kararı alınana kadar neler yaşandı? Bu konuya değinelim.
Şimdi olayın başlangıcından itibaren neler olup bittiğine olayın duyulmasında başrolü oynayan internethaber başta olmak üzere konuya değinen haber sitelerini kaynak göstererek bir göz atalım...
Video(lar) halen yayında ya da kaldırıldı bunun hakkında bir bilgi yok, bilemiyoruz. Youtube'a erişemiyoruz şu anda: Öyle mi acaba?? Buyrun size bilgisayarınızda hiçbir ayarla oynamadan youtube'a erişebileceğiniz birkaç adres: DNS ayarları değiştirilerek de youtube'a girilebilir, opendns'den yararlanılabilir. Hatta bunun için geliştirilmiş programlar da mevcuttur sadece youtube için değil, diğer engellenmiş siteler için de kullanılabilir. (treewalk gibi) Her neyse, ben bu konulara girmeyeceğim, arzu edenler araştırmasını yapabilir fakat ortada alınmış hatalı bir karar var diye düşünüyorum.
Youtube'a Türk halkının erişimini engellenerek kendi kendimizi cezalandırmış olmuyor muyuz? Yurtdışında ulaşılabiliyor youtube'a, Türk Telekom Türkiye'ye engel koydu. Olan gene bize oldu. Biz Türkiye'den erişemeyince değişen nedir? Onlar çirkin emelleri için youtube'da cirit atmaya devam etsinler, biz bu şekilde olanlara seyirci kalabiliriz ancak. Karşılık verme hakkımız bile yok, elimizden alınmış durumda.
Bu kararı nasıl alabildiler diye düşünmeden edemiyorum. Gerekli kayıtlar youtube'dan alınsın, ilgili kişilere dava açılsın. Erişimi yasaklamak çözüm müdür? Delinin biri kuyuya taş atıyor, deli dediğim bu videoları hazırlayan mahluk, bildiniz. Ortalık karışıyor... Alınan kadar ne kadar doğru?
Youtube hala neden izin veriyor, neden bu tür videoları denetleyemiyor? Bunun üzerine gidilmesi gerekmiyor mu? Gerçekten ilginç.
Şimdi ne olacak? Bekleyip göreceğiz şimdi ne olacağını...
* * * Gün itibariyle youtube'a girilebiliyor :o) Video kaldırılmış. Beklediğimiz gibi oldu. Karardan çabuk dönülmesi sevindirici. Yasakçı zihniyeti eleştirmeye devam edecektik yoksa. Neyi yasakladıklarının farkına varmışlardır umarım ve bundan sonra bu tür kararlar verirken iyice düşünürler, öyle karar verirler... ... 9/3/2007 - yorum {10} - yorum yazFransa Soykırımı Kabul Etti, Orhan Pamuk Nobel Aldı: Boykot Zamanı* * *
Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk'un... Dünyanın en prestijli ödüllerinden Nobel Edebiyat Ödülü'nü bu yıl ünlü yazar Orhan Pamuk kazandı. Daha önceki senelerde de adı adaylar arasında geçen Orhan Pamuk, böylece Nobel'i kazanan ilk Türk olma başarısını gösterdi. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından bugün Stockholm'de yapılan açıklamada, Pamuk'un "Memleketinin melonkolik ruhunu arayışında kültür çatışması ve kesişmesini anlatımında yeni semboller bulduğu" için bu ödüle layık görüldüğü vurgulandı. Orhan Pamuk, çok mutlu olduğunu ve ödülü kazanmaktan kıvanç duyduğunu söyledi. Ödülü kazandığını Amerika'da öğrenen Pamuk, İsveç gazetesi Svenska Dagbladet'in sorularını telefonla yanıtladı. Gazetenin internet sitesinde çıkan habere göre Orhan Pamuk, "Çok mutluyum. Ödülü kazanmaktan büyük onur duydum. Ödülü almak için Stockholm'e geleceğim" dedi. Ödül töreni 10 Aralık'ta Stockholm’de düzenlenecek. (12.10.2006) kaynak: "http://www.milliyet.com" ... Aslında bu konuya hiç girmek istememiştim, birkaç gün bekledim, şaşkınlığımı ve kızgınlığımı belki atamadım üzerimden ve sonunda dayanamadım. Bu olayın altına sevinç ifadelerimi geçmeyi çok isterdim ancak bir Türk olarak vicdanım buna el vermiyor. İlk kez "sözde bir Türk" Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı demek gerekir bana kalırsa. Üstelik bu ödülü Fransa Parlamentosu'nun Ermeni soykırımı yasa tasarısını kabul etmesiyle birlikte kazandı, ne büyük tesadüf diyor insan.. (!) Görünen köy klavuz istemiyor, herşey apaçık ortada... Bu ödülün Orhan Pamuk'a layık görülmesinden sonra artık Nobel Edebiyat ödüllerinin neye göre verildiğini gayet iyi anlamış bulunuyoruz. Bu ülkenin ekmeğini yiyip ona küfür etmekle başlanabilir. Çok satan ama az okunan bir yazar olmak hele hiç önemli değil. :o) Orhan Pamuk okunan bir yazar mıdır bu da tartışılır. Gelecek yıllarda Elif Şafak belki Hasan Cemal de bu ödülü alırlarsa hiç şaşırmayacağız. :-). Bundan böyle Fransız markalarına Fransa ürünlerine elimizi sürmeyelim. Carrefour'dan Gima'dan alış-veriş yapmayalım. Lacoste giymeyelim, timsah işaretini gördüğümüzde kaçalım. Ben Salı pazarından giyiniyorum zaten. :) Bindiğimiz araba Peugeot olmasın. Sagem telefonla konuşmayalım, Tefal ürünleriyle yemek yapmayalım, vs. elimizden geldiğince... İki olay üst üste gerçekleşti, ikisi bir arada cereyan etti kapılar pencereler çarptı çarpmaya da devam ediyor. Öyleyse Fransız markalarına el sürmemeye, Orhan Pamuk(çuk) okumamaya devam diyorum ben, : ) haydi hep beraber... Şimdi boykot zamanıdır. ... 15/10/2006 - yorum {27} - yorum yaz
|
|